Günlük tutmanın faydaları var bugün yazımda. Sevgili Günlük diyerek başlamak istedim satırlarıma. Çoğu zaman zaten bir deftere yazar gibi hissediyorum kendimi. Bazen kendi iç hesaplaşmalarım, bazen dertlerim, bazen de umutlarım buluşuyor bu satırlar üzerinden sizlerle.
Bugün de son zamanlarda içimde çokça birikenleri yazayım dedim. Ve tabii ki bir günce tutmanın faydalarını da ekleyeceğim sonuna.
Hadi bakalım başlayalım…
Tahmini okuma süresi 6 dakika
Sevgili Günlük
Bugün 27 Ağustos 2022.
Çocuk yetiştirmek gerçekten zor. Hele okutmak… Hele de bunu büyük şehirlerde başarabilmek. Gerçekten çok zor. Kaygım had safhada. Güvenlik ayrı bir sorun, para apayrı… Bu çocuklar, benim kızım okullarını bitirince ne yapacaklar? Yani gelecek kaygısı. En çok korkutanı bu sanırım.
Bugün de ev bulamadım canım dert ortağım. Büyük deniz İstanbul’un Anadolu yakasında ilan ilan ev arıyorum kaç gündür. Yok! Hepi topu iki odası olan bir ev. Amaaa…
Alt kat yani zemin kat olmayacak. Hırsızı var, uğursuzu var. E bir de sel basabilir mesela. Hadi üst katlara bakalım. Binalar yükseldikçe fiyatlar yükseliyor. Hadi biraz bütçeye uygun bakalım desem bu kez de evin yaşı büyüyor. 17 Ağustos Gölcük Depremini yaşamış olan ben nasıl kabul ederim bu yaşlı başlı, görmüş geçirmiş binaları?
“Hadi biraz uzaklaşalım” diyorum okuldan. Bu sefer de çarpık kentleşmenin, rantların sonucu doğan bir garip durum çıkıyor önüme. Aslında mahalle eski mahalle. Köklü muhit. Ama göğe yükselen, neredeyse bulutlara değen gökdelenlerin gölgesindeki bazı mahalleler adeta kaderine terk edilmiş durumda. Ne yükseklerdekine bütçem yetiyor, ne alçaklardakine gönlüm razı.
Sonra “hadi biraz daha bekleyelim, vardır bir yerde kısmetimiz” diyorum. Bu işten ekmek kazanan insanların bazılarına güvenemiyorum. Hadi şimdi buraya yazıp kimseyi kırmayayım ama gerçekten üzüyorlar. Bir buçuk ay önce beş bin olan yerler şu an yedi bin lira. Yani hayat çok pahallı. Ve zaten ev de yok!
Bakalım ne zaman bulacağım kızlarımın gönlündeki evi Sevgili Günlük? Umarım çok beklemeyiz. Vardır mutlaka onları bekleyen, mutlu huzurlu kılacak olan iki göz ev. Okulun içinde bulunduğu rezidansların bahçesine çadır kuracak değiliz ya ?
Hayat geçiyor sevgili günlük
Bunca iş güç, başka başka dertler arasında öyle hızlı geçiyor ki hem de yetişemiyorum ardından koşarken günlerin. Koştura koştura… Bazen olaylar, insanlar beni kovalıyor gibi bazen de ben zamanı. Panikle sanki son anda kaçıracakmışım gibi treni. Korkuyorum geç kalmaktan.
Erteliyormuşum gibi sanki her şeyi. Ki daha önceki yazılarımda anlatmıştım size ertelemek bir hastalıktır diye. Ve erteledikçe geç kalıyormuşum gibi, yakalayamayacakmışım gibi… Halbuki ne kadar da az kaldı yarım asıra. Doğum günüm de yaklaşıyor üstelik.
Ah ah yapmak istediğim ne de çok şey var. Ne çok lezzetin tadına bakmak istiyorum. Ne çok kumsal var ayaklarımı serin sularına sokmak istediğim. Bir sürü saray var merdivenlerinde salınarak gezmek istediğim. Kaleler, surlar… Binlerce yıllık taşlara dokunup o çağlara varabilmek istediğim. Okumak istediğim kitapları erteliyorum, izlemek istediğim filmleri. Hatta evimdeki işleri.
Ya işte böyle Sevgili Günlük.
Günlük tutmanın faydaları
Günlük ya da günce.
“Bir kişinin yaşadıklarını, duygu ve izlenimlerini, tarih belirterek günü gününe anlatmasıyla oluşan edebî türdür. Günlükler her gün yazıldığı için çoğunlukla kısadır. Bu yazılar yazarın yaşamından izler taşır.”
Vikipedi
Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi de bir nevi günceydi. Sonrasında daha modern örnekleri geldi Salah Birsel, Nurullah Ataç gibi ustalardan.
Günlük tutmanın faydaları nelerdir?
Aslında ihtiyacınız olan başucunuzda ya da masanızda bir defter sadece.
Ve tüm dünyada en başarılı insanlar günce tutarlar. Yanlarında ceplerinde, çantalarında illaki bir defter bulundururlar. Bazen kısa kısa notlar alırlar, bazense uzun uzadıya yazarlar günü tüm detaylarıyla.
Yine de bazı insanlar yazmaktan kaçarlar. Ya çok mükemmeliyetçidir bu insanlar, çünkü yazılarına, cümlelerine takılırlar ve bu onlar için bir iş halini alır ve vazgeçerler. Ya da tembeldirler zaten, hiç denemezler bile. Bir kısmı da yazdıklarının okunmasından çekinir, yazmaz.
Halbuki günlük tutmanın faydaları saymakla bitmez.
- Hayatı yaşarken ya da yaptığınız bir işle ilgili yazdıklarınız o işi takip etmenize yarar. Böylece hataları ya da başarıları daha çabuk fark edersiniz. Ve tabii ki daha organize ve odaklanmış bir insan haline gelirsiniz.
- Aklımızdan geçenleri, tüm duygularımızı ya da fikirlerimizi kelimelere dökmek düşüncelerimizi berraklaştırır. Kağıda döktükten sonra rahatça başkalarıyla da paylaşabilirsiniz fikirlerinizi düşünceleriniz uçuşup gitmeden. Yani aslında sözel iletişiminize de katkı sağlar.
- Yazdığınız sorunlar üzerine daha derinlemesine düşünebilirsiniz. Sorunlar artık somut bir şekilde önünüzdedir. Çözmeniz kolaylaşır. Hatalardan ders çıkartırsınız. Ayrıca yazmak ve yazdıklarını okumak beynin sol tarafını çalıştırdığı için analitik zeka güçlendiği için yaratıcılığınız da gelişecek.
- Kızdığınız, üzüldüğünüz, gerildiğiniz zaman yazdıklarınız stresinizi azaltacaktır. Zaten psikologlar, kişisel gelişimciler de günlük tutmayı öneriyor bu yüzden. Ve zaten düzenli yazmaya devam edince gereksiz stres yüklenmeyiz üzerimize. Endişelerimiz, kaygılarımız azalır.
- Günlük tutmanın faydaları arasında belki de benim için en önemlisi hafızayı güçlendirmesi. Biliyorsunuz annem alzheimer hastasıydı. Günü gününe yazmak, sonra yazdıklarınızı okumak kısa süreli hafızayı uzun süreli hafızaya dönüştürüyor. Ve sonuçta hafızanız güçleniyor.
- Stresin sebep olabileceği bağışıklık sisteminin zayıflaması, astım atakları, eklem ve kas ağrıları da günce yazarak azalır ve hatta yok olabilir zamanla.
- Kendinizi ve etrafınızdaki her şeyi kabullenmenizi, affetmenizi, şükretmenizi sağlar. Kendinizi sever ve daha çok saygı duyarsınız. Ki sonuç olarak kişisel gelişim yolunda sanırım bu adım çok önemli. Bir nevi ho’oponopono ?
#sevgiligünlük #günlüktutmanınfaydaları #güncetutmak #günlüktutmak #kiralıkevsorunu






