Hayat bir okuldur aslında, bunu biliyorsunuz değil mi? Bize öğreten bir okul, bizi geliştiren. Farkında olduğumuzda daha güzel olan bir okul.

Figen DEMİRTAŞ

Tüm Yazıları

—–==0==—–

Hayat bir okuldur aslında. Siz de bunu böyle düşünüyor musunuz benim gibi? Bize biz istemesek bile öğreten, bizi sürekli geliştiren, hatta çoğaltan bir okul. Biz hayatın okul olduğunu ve bu dünyaya aslında öğrenmek için geldiğimizi anladığımızda daha da güzel olacak bir okul. Ah işte farkına varabilsek çok geç olmadan. Çarpa çarpa değil de kabullensek ve devam etsek yolculuğumuza. Ne kadar da güzelleşecek her şey.

Aslında ahkam kesmek için yeterli miyim ya da kim yeterlidir bu konuda hiçbir fikrim yok. Ama daha önceki yazılarımda da anlattığım üzere mutlu olmaya çalışan bir hayat öğrencisi olarak hissettiklerimi ve bu hislerin sonucunda ortaya çıkan deneyimlerimi aktarmak için yazıyorum. Yazıyorum. Çünkü hepimiz birbirimize güzelliklerle dokunmalıyız. Paylaştıkça daha da güzelleşecek bu dünya.

Yazacaklarım kendi iç dünyamıza yolculukla ilgili belki. Ama aslında hep öğrenmek de olmalı hayatlarımızda. Hayat Boyu Öğrenme Haftası hakkında yazarken de öğrenmenin ölene kadar devam ettiğinden bahsetmiştim. Kendimizi geliştirmek için sizleri MEB‘in sayfasına da davet emiştim. Tabii burada anlattığım bambaşka bir konu ancak bu öğrenme şeklini de içeriyor bir şekilde.

—–==0==—–

Hayat bir okuldur , kabullenin.

Öncelikle bunu yani bir okulda olduğumuzu kabullenin. Her daim dünyanın öğrencisi olduğumuzu sindirin içinizde. Mezuniyet diye bir olay yok. Olmasın da zaten. Karneler yok, zayıf notlar yok, takdirname belgeleri hiç yok. Zayıflıklarınızı da beğenilerinizi de kendiniz hissediyorsunuz en çok. Zaten en çok da yargılayan kendimiz değil miyiz içimizdeki öğrenciyi?

 

Yaşadıklarımızdan neler öğrendiğimizi düşünsenize. Ben yazayım siz kendi hayatınızdan örneklendirin.

  • Yaşarken sizi rahatsız eden duyguların aslında size sabrı öğrettiğini hatırlayın. Ameliyathane kapısında beklemenin ne kadar rahatsız edici olduğunu bilseniz de ne kadar büyük bir sabırla beklediğinizi, bir işe başlarken en alttan başladıysanız bile sabrederek ve tabii çalışarak nerelere geldiğinizi bir düşünsenize.

 

  • Çok kızdığınız şeyleri hatırlayın. On yıl önceki kadar kızıyor musunuz artık? Eskiden politik görüşleriniz nedeniyle sık tartıştığınız arkadaşınıza artık eskisi kadar kızıyor musunuz? Ben kızmıyorum, öfke patlaması yaşamıyorum. O’nu her neyse sebep hoşgörüyle kabullenmeyi öğrendim. Kızgınlık eğer gereken dersi alırsanız hoşgörüyü öğretiyor bize. Hayat bir okuldur diyorum boşuna değil bu.

 

  • Nefret etsen de bir huydan, bir yerden bazen vazgeçemiyorsun. Çünkü en sevdiğin kişiye ait o. Yani nefret bazen koşulsuz sevmeyi de öğretiyor sana. Benim istediğim sıklıkta aramıyorsa da kızım, gene de vazgeçemiyorum ondan koşulsuz olarak seviyorum. Yalandan nefret etseniz de o koşulsuz sevgi affetmenizi sağlamıyor mu?

 

  • Terk edildiğinizde ya da siz öyle hissettiğinizde aslında kendi ayaklarınızın üzerinde durmayı öğrenmediniz mi? Evet tökezlediniz, evet düştünüz ama kendi ayaklarınızın üzerine kalkarak öğrendiniz hayata karşı durabilmeyi. Öyle değil mi? Hayat istemeseniz de öğretti bunu size, bana, hepimize. Anneniz babanız bu hayatı terk ettiğinde boynunuz bükülse de nasıl öğrendiniz ayakta kalmayı?

 

  • Ah o korkular. Korkuyorsunuz örneğin karanlıktan. Ama gece elektrikler kesildiğinde ağlayan bebeğinizin yanına gidiyorsunuz cesurca. Korku cesareti doğruyor. Dedim işte size hayat bir okuldur aslında. Daima öğretir. Trafikten korkan bir arkadaşım eşi hastalandığında köy yollarında gece karanlığında 40 km araç kullanıp hastaneye götürmüştü. Cesaret korkunun yerini almıştı.

 

  • Bazen kontrol edemezsin her şeyi. Hele de benim gibi kontrol delisi bir insan için öyle zordur ki raydan çıktığını görmek. Ama ne yapsan ne etsen de düzeltemezsin. Teslim olmaktan başka seçeneğin kalmaz. Yani kontrol duygusu yerini teslimiyete bırakır. Dersin ki “su akar yolunu bulur.” Ya da birileri der ki sana “sen ilah değilsin, her şeyi kontrol edemezsin, haddini bil.” Öğrenirsin ve akışa bırakırsın kendini.

 

  • Savaşlarla yorgun düşeriz bazen ama o düştüğümüz yer bize kazanabilmeyi müjdeler. Düşünsenize onca yokluk, onca savaş ardından Atatürk’ün ışığında nasıl da yeniden şahlandık Kurtuluş Savaşımızda. Bize hükmeden, bize baskı kurmaya çalışan her şey gücümüzü toplayıp yeniden başlamamıza hizmet eder aslında.

 

—–==0==—–

Hayat siz isteseniz de istemeseniz de öğretir.

Evet, aynen öyle. Siz direnirsiniz öğrenmemek için. Tekrar yaşatır ve siz öğrenene kadar tekrar eder bu döngü. Ne zaman öğrenirsiniz, ne zaman direnmeyi bırakır yöntem değiştirirseniz o zaman kazanmaya başlarsınız.

Yani hepimiz öğrenmeye devam ediyoruz bu çatısı, sıraları, kara tahtası olmayan okulda. Hayat bir okuldur aslında. Ve hem öğrencisi, hem öğretmeni kendimiziz. Yeter ki fark edelim bunun böyle olduğunu. Yeter ki anlayalım. Farkına varabilmek için yapmamız gereken de “neden ben” sorusunu sorarken isyan etmek değil de kabullenmekte yatıyor.

Ah bir fark edebilsek. Bir kabullenebilsek. O kadar çok şey değişecek ki hayatlarımızda.

 

 

 

Facebook Yorumları