Bugün Fransız Rönesans döneminin en önemli düşünürlerinden biri olan Michel Eyquem de Montaigne’in ünlü sözünü biraz irdeleyelim istiyorum.
Montaigne, insan doğasının değişkenliğini, zayıflıklarını ve çelişkilerini açıkça kabul eden, modern düşüncenin öncülerinden bir hümanisttir.
“Her insanın içinde insanlığın her hali vardır” sözü, ilk bakışta sade ama aslında oldukça sarsıcı bir hakikati işaret eder:
İnsan, yalnızca “kendi” değildir; tüm insanlığın küçük bir örneğidir.
İçimizdeki Kalabalık
Bu söz, insanı tek bir kimliğe sıkıştıran tüm tanımları sessizce yerinden eder. Çünkü bu cümle bize der ki: Sen sadece “sen” değilsin. İçinde bir kalabalık taşıyorsun.
Montaigne’e göre insan, tek bir karaktere, sabit bir kimliğe indirgenemez.
İçimizde iyilik de vardır kötülük de; cesaret de korku da; merhamet de acımasızlık da...
Gün gelir fedakâr oluruz, gün gelir bencil. Bazen affederiz, bazen kırarız.
Yani başkalarında gördüğümüz ne varsa, aslında onun tohumu bizde de vardır. Bu yüzden bir başkasını yargılarken, farkında olmadan kendi ihtimallerimizi de yargılarız.
Bu değişkenlik bir çelişki değil, insan olmanın doğasıdır.

Başkası Dediğimiz Kim?
Bu söz, “öteki” kavramını da sarsar. Çünkü eğer her insan, insanlığın tüm hâllerini içinde barındırıyorsa, öteki diye bir şey yoktur.
Suç işleyenle aramızdaki fark, çoğu zaman ''öz''den değil, şartlardan ibarettir.
Yaşadığımız hayat, karşılaştığımız insanlar, maruz kaldığımız deneyimler… Hepsi içimizde hangi yönün filizleneceğini belirler.
Bu bakış açısı empatiyi derinleştirir. İnsanları kategorilere ayırmak yerine, onları anlamaya davet eder.
Karanlıkla Yüzleşmek
Ancak bu sözün rahatsız edici bir yanı da vardır. Çünkü çoğumuz kendimizi “iyi” tarafta konumlandırmak isteriz.
Oysa Montaigne, içimizdeki karanlığı da kabul etmemiz gerektiğini hatırlatır.
Kıskançlık, öfke, bencillik… Bunlar yalnızca “başkalarına” ait duygular değildir.
Onları bastırmak yerine tanımak, insanın kendini anlamasının en dürüst yoludur.
Çünkü insan, sadece erdemlerinden değil, zaaflarından da oluşur.
Kendini tanımak, bu gölgelerle tanışmaktır.
İnsan kendini en çok başkalarında görür.
Birinin hatasında irkilirken, bir başkasının iyiliğinde içi ısınırken…
Çünkü aslında her karşılaşma, kendi içimizde saklı bir ihtimalle yüzleşmektir.
Montaigne’in sözünü bu yüzden yalnızca bir düşünce değil, bir ayna gibi okumak gerekir.
O aynaya bakmak her zaman kolay değildir; ama dürüsttür.
Ve insan olmanın en sade, en hakiki yolu buradan geçiyor olabilir mi? Kendini çoğul kabul etmekten.
Daha Yumuşak Bir Bakış
Belki de bu sözün en kıymetli tarafı, bize yargıyı değil farkındalığı önermesidir. Hem kendimize hem başkalarına karşı…
Hatalarımızla yüzleşirken acımasız olmamak, başkalarını değerlendirirken kesin hükümler vermemek…
Çünkü hepimiz tüm insanlık hâllerinin farklı kombinasyonlarıyız.
Montaigne’in cümlesi bir uyarıdan çok bir davet gibidir:
Kendine bak. Başkasında kendini gör. Ve unutma—içinde, sandığından çok daha fazlası var.
Ve en zor yolculuk, kendi içindeki “herkesle” tanışmaktır.
Farkındalık ve sevgiyle kalın
Montaigne'in yaşadığı ev:








