İyi insan olmak her zaman olumlu mudur sahiden? Ya fazlası zararsa? Bazen sınır koymak mı gerekir yoksa? Sınır koyunca kötü mü oluruz?

 

5 dakika

İyi insan olmak… Güzel vasıflar taşımak… Alçakgönüllülük gibi, ince ruhlu olmak gibi, hoşgörü sahibi, anlayışlı olmak gibi… Peki ya fazlası zararsa?

Sınır koymaya çalışınca kötü mü oluruz sahiden? Yavaş yavaş hiç anlamadan mı araziye uyar da iyiliğini yitirir insanoğlu?

Bolca soru var bugün yazımda. Kendimi geliştirmeye çalıştığımdan kendimi sorgulamaya da başladım son zamanlarda. Belki kendi içime doğru olan yolculuğa biraz geç kaldım. Zaten bu yolculuk için hiç zamanım da olmadı ya. Olsun bir yerlerden başlamak gerek. Haydi bakalım.

İyi insan olmak kulağıma annemden bir küpe.

Çok kereler yazdım sizlere annemi. Bu dünyadan geçen bir melekti o. Ve hep iyi insan olmak değerliydi onun için ve bize öğütlediği de öyle oldu. İyilik düşünün, iyilik yapın, kimseye zarar vermeyin, kimse hakkında konuşmayın, ince düşünün, kibar olun… Liste böyle uzar gider.

Alttan almak sorunları çözmez.

“Alttan al sen, boş ver. Üste çıkmaya çalışma.” derdi hep. Kavgayı tırmandırmamak için, kısa sürsün bitsin. Kapanıversin üstü bu kötü konunun. Ama sen her alttan aldıkça aslında insanlar seni ciddiye almamaya başlıyorlar yavaş yavaş. Zaten sen hep alttan alansın. Nasıl olsa korkar, kaçarsın kavgadan ve boş verirsin. Ne gerek var ki seni dinlemeye. Demek ki ne yapmak lazım; halının altına süpürmek yerine bazen konuşup sorunları çözmeye çalışmak lazım.

Fazla anlayışlı olmak haksız çıkarabilir.

Çok anlayışlı birini düşünün karşınızda. Her istediğinize “evet” diyen birini. Hemen izin veren, her yaptığınızı onaylayan ya da onaylamasa bile ses etmeyen. İyi niyetle karşı tarafa hak verme çabası hep bu fazla anlayışlı olma hali. Hep bir haklı gerekçe yaratmaktır aslında. Ve bunu o kadar çok yapar ki sonunda sesini çıkardığında ya da aynı hareketi yaptığında yani anlayış beklediğinde haksız çıkıverir. Olmadı mı hiç size? Ya verdiğiniz tavizler suistimal edilir ya da size sizin gösterdiğiniz anlayış gösterilmez, öylece kalakalırsınız ortada. Tabii ki yapılması gereken; evet anlamaya çalışmak iyidir ama kendimize haksızlık etmeden göstermeliyiz anlayışlı yönümüzü. Kendimizi ezmeden, kendi iç sesimizi de duyarak.

Değer görmek için;

Siz iyi insan olmak yolunda koşarsınız insanların arkalarından. Önce eşinizin, sonra çocuğunuzun. Olmadı işyerinde yan masadaki arkadaşınızın. Herkesin, her şeyine yardım etmek için koşarsınız. Arkalarını toplamak için koşarsınız. Durmadan, dinlenmeden, her yere… Sıra size geldiğinde arkanıza bir bakarsınız ki kimsecikler yok. Siz değer verip gitmişsinizdir ama sıra size geldiğinde? Yapmanız gerekeni anladınız. Çocuğunuz da olsa arkalarından koşmayı bırakın değer görmek için.

İyi insan olmak = Fedakarlık

Öyle midir sahiden? Siz canınızı dişinize takarsınız. Vaktinizi ayırırsınız, hatta başka zevklerinizden çalarsınız. Dinlenmezsiniz yeri gelir. Kıyamazsınız incinmesine, yorulmasına, yalnız kalmasına, üzülmesine…

Ama fedakarlık bir huy haline geldi mi beter bir şey olur aslında. Tüm bu yaptıklarınız görev olur. Ve sizin iyi niyetinizle yaptığınız her şey, ‘onlar hak ettikleri için’ yapmanız gereken şeye dönüşür. Yani onlar öyle anlar, öyle yorumlar. Kırk yıl taşımışsınızdır, nasıl indirirsiniz ki. Hatta bunu düşünmeye bile hakkınız yoktur, asla!

O halde; herkese ederi kadar fedakarlık yapın. Aldığınız kadar verin.

Çok da alçakgönüllü olma.

Burada direkt yapman gerekeni söyleyeceğim. Kime ne iyilik yapıyorsan niye yaptığını, ne kadar yaptığını, ne beklediğini anlat. Anlatmıyorsan da hissettir. İnsanlara teşekkür etsinler sana. Ve bu teşekkürü niçin aldığına şaşırma, küçümseme yaptığın işi. Eğer sen kendini, yaptıklarını küçümsersen eğer karşındakilerin küstahlığı ve nankörlüğüne şaşar kalırsın.

Kendi değerini kendin ver ve çevrene de hissettir kendine verdiğin değeri.

Bence iyi insan olmak;

Evet bunların hepsi de gereklidir. Ama bir tık fazlasını yaptığımızda kendimizden vermiş oluruz. O yüzden eskilere biraz bencilce gelecek bu söylediğim ama artık önce kendini düşünme zamanı.

Eskidendi o iyilik yap at denize halleri. Gene iyilik yapacağız tabii ki, daha farkında olarak, daha seçerek, daha fark ettirerek… Kırmaktan korkmamak lazım, gerekirse biraz kırıp dökmek de var.

Kendisine haksızlık eden insan, kendisini ikinci plana atan insan öyle görünür başkaları tarafından da.

Yani değer görmek istiyorsan önce sen değer vereceksin kendine.

Sevilmek istiyorsan kendini seveceksin önce!

Bence iyi insan olmak çabası, önce kendini sevmene engel değil.