Avcılık - Av Turiz mi? Avcılık spor değildir kesinlikle. Av Turizmi baharın, yazın gelişi gibi kutlanacak bir mevsim değildir. Doğa katliamıdır, cinayettir.

Figen DEMİRTAŞ

Tüm Yazıları

—–==0==—–

Avcılık spor değildir kesinlikle ve av turizmi baharın, yazın gelişi gibi kutlanacak bir mevsim değildir. Doğa katliamıdır, cinayettir. Hayvanları seviyoruz biz, BİRİKİYORUM ailesi olarak elimizden geldiğince hayvan hakları konusunda yazıyor, uyarıyoruz.

Dünyayı paylaştığımız canlılar onlar. Hatta dünyanın bizden önceki sahipleri onlar. Ve biz gitgide yaşam alanlarını kısıtlarken zaten pek çoğunun ölümüne sebep olurken bir de av turizmi adı altında hayvanların katledilmesine sessiz kalamayız.

 

Avcılık Spor Değildir! Av Turizmi Nedir Allah aşkına? 

Önce biraz tanımlama yapalım.

Avcılık spor değildir? Ya da av turizmi olamaz. Böyle keskin cümleler kurabiliyorsam eğer bazı tanımlamaları paylaşmalıyım sizlerle. Sonra değerlendirmemi sizler yorumlarsınız.

 

Spor nedir?

“Önceden belirlenmiş kurallara göre bireysel veya takım halinde yapılan, genellikle rekabete dayalı yarışma ve kişisel eğlence veya mükemmelliğe ulaşmak için yapılan fiziksel veya zihinsel aktivite.” olarak tanımlıyor Vikipedi.

Yağmur Akkoyunlu Sabri Özbaydar ve Gültekin Çeki’den alıntılayarak Dergipark’taki Beden Eğitimi ve Spor isimli makalesinde şöyle bahsetmiş:

“Spor az veya çok dakiklik, incelik isteyen beden hareketlerinin doğrudan kendisinden zevk alırken eğlendiren hatta dinlendiren ve genellikle bazı kurallara uyularak yapılan bir eylemdir.”

“Spor, insan ruhundaki mücadele ve başarma azminin sistemli ve adil şartlar içerisinde çeşitli güçlükleri göze alarak bedeni bir yarışmaya dönüşmesidir.”

 

O zaman soralım; avcılık nasıl spor kabul edilebilir?

Avcılıkta bir rekabet göremiyorum. Kiminle rakipsiniz, ağaçların arasında özgürce koşan ceylanla mı? Yoksa ürkek kaçan ailesinin reisi tavşanla mı?

Bu bir eğlence de değil, zira öyle olsaydı bu spor aktivitesinin sonunda gülerdik. Parçalanan bir sülün ailesi olmazdı, değil mi?

Belirlenmiş kurallar yok katiyen. Çünkü bu kuralları avlanan hayvanlar bilmiyorlar.

İncelik isteyen hareketlerdir diyor tanımlar. İncelik ve avcılık aynı cümle içinde bile geçemez aslında.

Adil şartlar altında diye eklenmiş son tanımda. Güreşte bile kilo, cinsiyet gibi farklılıklar varken küçücük bir kuş için erketeye yatıp beklemek ve tarihin en kötü icadı olan silahla vurmak sizce adil mi?

Zevk vermeli spor sonuç olarak. Bu spordan zevk almayan dahası ölen binlerce canlı varken bunun adına ne hakla spor diyebiliriz ki?

Spor barışçıl bir mücadeledir. İllaki silahlarla oynamak isteniyorsa atıcılık, okçuluk gibi sporlar var dünyada. Onlara yönelin.

 

—–==0==—–

Gelelim turizme?

Türk Dil Kurumu’na göre turizm; “Dinlenme, eğlenme, görme, tanıma vb. amaçlarla yapılan gezi. Bir ülkeye veya bir bölgeye turist çekmek için alınan ekonomik, kültürel, teknik önlemlerin, yapılan çalışmaların tümü.” şeklinde tanımlanmış.

Dünya Turizm Örgütü WTO şöyle tanımlamış; “Turizm; sürekli kalışa dönüşmemek ve gelir getirici hiçbir uğraşıda bulunmamak şartı ile bireylerin geçici süre konaklamalarından doğan olay ve ilişkilerin tümüdür.”

İnsanların yıl boyu aileleriyle beraber eğlenmek, dinlenmek amacıyla planını yaptıkları, hayalini kurdukları kısa zaman dilimidir tatil ve bu tatilin tamamını kapsayan sektördür bana göre turizm.

Peki av turizmi bu tanımlara uyuyor mu?

Asla bana göre. Dinlenme var mı? Eğlenceli olmadığını sporda da belirtmiştim. Vahşi doğada yürüyüş yaparken izlemiyorsun ava kurban ettiğin canlıları. Yani sadece görmek, tanımak yetmiyor.

Ailece yapılan bir etkinlikse tatil, o avlanan hayvanların da senin kadar aileleriyle yaşam hakkı olduğunu idrak edemiyor musun? Ve de en önemlisi bu vahşiliği mi öğreteceksin bu turistik gezide çocuğuna. Bırakılacak miras vahşilik mi olacak gelecek nesillere?

Av turizmi kavramını hiç kabul edemiyorum ben.

Düşünsenize yavruların doğduğu, henüz daha bebekken yani anlamayanlar için korunmaya en muhtaç olduğu zamanda annelerinin babalarının avlanmasının turizmi mi olur? Yaşları belirlenmiş. “Bir ceylanı şu yaşta katledebilirsin, bir karacayı bu yaşa gelmeden öldüremezsin” denilebilir mi hiç?

Bir arkadaşımla bu konuyu konuşurken bana tam olarak bunları söylemişti, çıkmıyor aklımdan.

“Biraz empati gerekli. Hayvanlarla bir anlığına rolleri değiştirelim.”
“Siz çoluk çocuğunuzun rızkını götürmek, onların beslenmelerini sağlamak için işten çıkıp marketten alışveriş yapıp eve doğru koşar adım giderken bir tane kendini bilmez tavşan kaldırıyor silahını ve sizi vuruyor. Aldığınız öteberiler yere düşüp sağa sola dağılırken, evde aç çocuklarınız yaşamlarını idame ettirmek için gıda beklerken siz oracıkta aklınızda onlar varken ölüyorsunuz….”
 

Av bir turizm olabilir mi şimdi bir düşünün, ne olur?

—–==0==—–

Sorsanız hepimiz mükemmel insanlarız.

Karıncayı bile incitmeyiz.” Ne büyük bir yalan bu. Üç günlük heves uğruna alıp sokağa atılan canlar, tacize ve şiddete maruz kalan sokak hayvanları, yaşam alanlarını yok ettiğimiz için nesillerini tükettiğimiz sayısı binlere varan canlı türü var bu dünyada. Bu şiddete dur demediğimiz için de hepimiz sorumluyuz bu katliamdan. Kuzey kutbundaki fok balıklarından, göç yollarını değiştirmeye mecbur bıraktığımız yüzlerce kuş türünden, ağustos ayında başlayacak av turizmi ile avlanmasına izin verilen karacaya kadar hepsinden mesulüz. Şimdi düşünün; karıncayı incitiyor musunuz?

Hayvan inciten doğayı sevmiyordur. Kadına yönelen şiddet gibi avcılık da şiddet içeriyor.

 

İnsanlık nereye gidiyor?

İnsanlık içinde bulunduğu bencil tavırlar nedeniyle hava, su ve çevre kirliliğine sebep oluyor. Her gün delicesine kentleşirken orman alanları küçülüyor. Atmosferde açtığımız koca delik her gün büyüyor, karbon salınımı artıyor. Daha da hızlanmak için icat ettiğimiz makinalarda kullandığımız gazlar havayı çekilmez bir hale getiriyor hızla. Plastik atıklara ne demeli? Toprak kirlendi, kendi ektiğimiz sebzeyi bile aynı tadında yiyemiyoruz.

Pandemi var dünyada, yarasalardan çıktı deniliyor ama o yarasaların yaşadığı palmiyeleri yok edip, yerine sunilerinin konduğunu görmezden geliyoruz.

Balık yiyemiyoruz denizlerimizden, çünkü artık o kadar tehlikeli bir seviyeye ulaştı ki bazı bölgelerde denize bakamaz olduk. Düşünün çevreye verdiğimiz zararı. İlaç ve kozmetik sektörde kullanılan deney hayvanlarından hiç bahsetmeyeceğim bile.

Gerçekten çocuklarımıza bırakmak istediğimiz dünya bu mudur? Bir düşünsenize. Çocuklarımıza hırsı mı miras bırakacağız? Var etmek yerine durmadan yok edecek şekilde mi programlamak istiyoruz geleceği? Biraz duralım ve düşünelim. Elimiz çok kanlı. İnsanlık birbirini dahi yok ederken avcılık mı seni rahatsız etti diyebilirsiniz. Evet çünkü bu katliamın karşı tarafındaki canlı savunmasız. Adil savaşmıyoruz, zaten bir savaş da yok ortada. Bir katliam var.

 

—–==0==—–

Avcılık Spor Değildir!

Binlerce hatta milyonlarca yıldır insanoğlunun evirilmesinden bu yana doğal hayatı paylaşırken avcılık belki bir gereklilikti. İnsan adı verilen düşünebilen canlı türü hayatını sürdürebilmek için avlanmalıydı. Beslenmek için sürüleri yoktu o zamanlar henüz. Gerçi bu konuda da farklı görüşler var. Bazı vejeteryanlara göre insan aslında doğduğunda ot oburdu. Yani sadece topladığı bitkilerle yaşamlarını idame ettirebiliyorlardı. Sonra ateşin keşfi ve yontma taş devrinde kesici olarak bazı eşyalar geliştirmeleriyle avcılık başladı. Neyse ne! Hadi o zaman doğa henüz mahvolmamıştı, doğal hayatın içinde belli bir döngüde yemek için avlıyordun. Ya şimdi?

Avcı toplayıcı toplumdan geldiğimiz çağda sırf zevk uğruna bu yapılabilir mi?

Uluslararası Hayvan Refahı Fonu  sayfasını bir inceleyin, sayılara bir göz gezdirin. Ben yazmak istemiyorum. Çünkü onlar bir sayı değil, her biri bizler gibi nefes alan, doğanın içinde var olma mücadelesi veren canlılar.

Avcılık spor değildir. Yapma!

Öldürmek bir spor olamaz.

HAYTAP diyor ki; “Bu mu spor! Kan ve öldürmenin adı spor değil katliamdır.”

 

 

#avcılıkyasaklansın #avcılıkspordeğildir #avcılıkcinayettir #avcılıkkatliamdır #avturizminehayır #avturizminekarşıyız

Facebook Yorumları