Yoga
Bazen içsel bir yolculuk için Himalayalar’a gitmeniz gerekmez; masa başında çalışırken ağrıyan sırtınız da sizi o yolculuğa çıkarabilir.

İtiraf ediyorum: Ben yogaya sırtım ağrıdığı için başladım.
Öyle spiritüel bir uyanış, ulvi bir arayış falan değildi.
Beyaz yaka masa başı hayatımın bana bıraktığı bir uyarıydı: sırt, boyun ve bel ağrıları.
Hareketsiz kaldıkça artan ağrılar, hareket etmeyi zorlaştırdıkça bir kısır döngünün içinde sıkışıp kalan bedenim…
Fitness salonlarında ter dökmek, hoplayıp zıplamak evet iyi geliyordu ama bana göre değildi. Zaten çocukluğumda da koşup terledikçe hastalanan, mızmız bir yapım vardı.
Elimdeki kitaptan öğrenerek yaptığım yogayla esnemek, sakin ve dengeli hareketler yapmak karakterime ve bedenime daha iyi geliyordu. Sabahları 5.30’da kalkıp kitaba bakarak ağaç gibi durmak, tırtıl gibi katlanmak, işe gitmeden önce bedenimi rahatlatmak iyi hissettiriyordu.
Nasıl başladım?
Aslında yogamı geliştirmek istiyordum ama 2000’lerin başında yoga stüdyosu deyince insanın aklına turuncu kıyafetli sakallı adamlar, garip aksesuarlar ve tütsüler geliyordu. Açıkçası ne aksesuarlar ne de Hindistan ilgimi çekiyordu. Yoga benim için felsefesiyle ilgilenmediğim bir egzersizdi sadece.
Derken bir gün kuzenim, Cihangir’de bir yoga stüdyosuna devam ettiğini ve çok memnun kaldığını söyledi.
Mebusan Yokuşu’ndan inerken sağ tarafta kalan stüdyo, daha kapısını çalmadan hoşuma gitmişti. Kapı açıldığında içeriden gelen baharatlı çayın kokusu, çıplak ayakla bastığım ahşap zeminin sıcaklığı ve insanların sakinliği bana huzur vermişti. Sonradan anlayacaktım ki o koku, yıllarca keyifle hatırlayacağım bir dönemin başlangıcıymış.
O gün yoga dünyasına ilk gerçek adımımı attım.
“Burada olmak için istekli olmanız ve çıplak ayaklarınız yeterli.” demişti hoca :)

Yogayı en ince ayrıntısına kadar öğrenmek, anlamak ve sonrasında öğretmenin inceliklerini keşfetme şansım orada oldu. Orada güzel dostluklar kazandım ve stajyer yoga hocalığımı yine orada tamamladım. Sonrasında İstanbul’un ve Kocaeli’nin farklı yoga stüdyolarında, belediye kurslarında, hatta doktorumun kliniğinde dersler verdim.
Öğrettikçe daha çok öğrendim.
Öğrencilerimle birlikte geliştim.
Neden yoga yaparız?
İnanılmaz bir hızda yaşadığımız, sürekli kötü haber, savaş, stres ve belirsizlik bombardımanına tutulduğumuz bu çağda; tam tersine iyiliğe, huzura ve dinginliğe olan ihtiyacımız giderek büyüyor. Bu yüzden hepimiz, bize bunu hatırlatacak insanlarla ve ortamlarda olmak istiyoruz.
Çok hızlıysak yavaşlamaya, durmaya; zihnimiz çok karışmışsa o kargaşadan çıkmaya ihtiyacımız var.
Yoga ve meditasyon, bu dengeyi kurmak için güçlü araçlar. Kendi iç sesimizi duymamıza, zihnimizin ve bedenimizin gerçekten neye ihtiyacı olduğunu fark etmemize ışık tutuyor.
Ve yoga gerçekten iyi gelir.
Yoganın en büyük faydası farkındalıktır. Bedeninizi, zihninizi, duygularınızı ve bu evrendeki yerinizi daha net görmeye başlarsınız. “An”da kalmanın kıymetini hatırlarsınız. Gerçek olanın sadece şimdi ve burada olduğunu fark edersiniz.
Ve keşfettikleriniz bazen hoşunuza gider, bazen gitmez. O zaman devam eder ya da bırakırsınız. Ama şunu bilin ki;
Yoga, kendinize tutacağınız bir aynadır. Sizde ne varsa onu yansıtır.
Hangi yoga?
Vinyasa, Yin, Ashtanga, Power, Shadow, Bikram, Restoratif, Iyengar, Kundalini…
Hangisini yapalım?
Kimisi su gibi akarak ilerler, kimisi ter döktürür. Kimisi oturarak yapılır, kimisi fizik tedaviye benzer. Kimisi kaslara, kimisi bağ dokularına daha çok çalışır. Ama hepsinin yolu eninde sonunda zihne çıkar.
Fiziksel olarak çok hareketli bir işiniz varsa belki yin yoganın dinginliği iyi gelecektir. Benim gibi masa başında çalışıyorsanız akışlar halinde yapılan Vinyasa size hitap edebilir.
Hepsinde nefes ve farkındalık rehberiniz olur.
Belki yoganın felsefesi ilginizi çeker, belki sadece esnemek iyi gelir. Yoga uzun ve derin bir keşif yolculuğu aslında. Zihninizi, bedeninizi ve belki de kendinizi biraz daha iyi anlamak için.
Her ne oluyorsa denemek, izlemek, görmek gerekir. Kendinizi ya da başkalarını yargılamadan, yorumlamadan, gözlemleyerek.
Hayatta “ben yoga yapmam” deyip sonra yoga hocası olanı da gördüm, “işte yolumu buldum” deyip bir ay sonra vazgeçeni de.

Ben mi?
Ben bugünlerde sadece kendim için yapıyorum. Hepimizin aynı özden geldiğini hatırlamak, bedenimi dinlemek ve doğru kararlar verebilmek için.
Şu anda amacım bu.
Beş yıl sonra niçin yaparım bilmiyorum.
Senin arayışın ne üzerine?
Bu yazıyı okumanın sebebi ne?
Cevap yogada mı, yoksa başka bir yerde mi?
Bilmiyorum.
Ama bildiğim bir şey var:
Bazen insanın hayatında yeni bir kapı açması için tek gereken şey, ilk kez matın üzerine çıkmasıdır.
Haydi bugün dene.
Farkındalık ve sevgiyle kal.






