Pazar, Ekim 2, 2022
Ana SayfaFavorilerHer Şey Layığına Dönüşür
Önceki İçerikPotin Satarım
Sonraki İçerikKandıra; Tüm Şöhretiyle

Her Şey Layığına Dönüşür

Her şey layığına dönüşür… Başta insana hakaret gibi gelse de, aslında ne kadar ders alınası bir söz. Yakışan mı! O moda için geçerli değil miydi?


5 dakika


Bir şeye sahip olmak değil, layık olmak önemlidir.

Eric Fromm

Kelimeler, her geçen gün hayatımda daha da büyük bir anlam kazanıyor. Üstelik kelimeler arasında tercih yaparken onların anlamlarını doğru kullanma telaşım, beni kökenlerine daha da yaklaştırıyor. Bu büyülü derya deniz ortamında, kaybolup giderken bambaşka yerlerde buluyorum kendimi…

Bugün gönlüme layık olmak düştü. Daha doğrusu okuduğum bir cümle beni derinden sarstı.

❗ “Her şey layığına dönüşür”

Tabi ki, yiğidin hakkını verebilmek adına, yaptığım kısa bir araştırmada bu sözün de Mevlana‘ya mal edildiğini gördüm. Ama doğru, ama yanlış, gerçek olan bir şey var. O da, düşündükçe tesiri artan, sarsan bir cümle olduğu.

Layık Olmak! Ne kadar bencilce yaklaşıyoruz bu beklentiye. Konu kendimiz olunca, hepimiz en iyisini, en güzelini, en lüksünü değer biçiyoruz kendimize. Sonrasında da olmamış hayatlarımıza içtenlikli bir öfke savurup, kenara köşeye atıyoruz. “Zaten biz de şans olsaydı” ile başlıyor sözler, “bahtsız kaderim buymuş” ile noktalanıyor…

Sanırım ülkece liyakat (*) ne demek çok karıştırdığımız gibi, bu sıfatın da hakkını doğru dürüst veremiyoruz.

Kaynaklar “Arapça lyḳ kökünden gelen lāyiḳ لايق  “yakışan” sözcüğünden alıntıdır” * diyor.

Yani uygun olan, yaraşan, ya da hak eden, denk düşen gibi çoğaltmamız mümkün…

Daha İyi yaşamayı Hak Ediyorum! Gerçekten mi?

Hani herkes cennete gitmek ister ama kimse ölmek istemez. Ya da herkes iyidir işte ama çevre kötüdür güvenilmez… Hatta bana arkadaşını söyle de sana kim olduğunu söyleyeyim.

Tamam. Kendimize gelmeden önce, hadi çuvaldızı önce dışarıya batıralım. Batıralım ki az rahatlayalım.

İyi olmak yetmez

Doğru!

Hal denilen şey, sirayet eder. Ve sadece iyi olmak, layık olmak için yetmez.

Madem yakın çevremizdeki 5 kişinin ortalamasıyız! Bu liyakat mücadelesi bireysel değil, bütünsel bir mücadele olmalı. Ne seyrettiğimiz, ne okuduğumuz, ne dinlediğimiz, ne konuşup sonrasında nerede olduğumuza bakmakla başlamalı sanırım.

Sorunlara çözüm üretmekten daha çok, hatta sadece sorun üreten insanlar olmaktan; hatta daha da cüretkar olayım, bu sorunlardan beslenen insanlar olmaktan vazgeçmemiz, kurban olmayı bırakmamız gerekmiyor mu?

2 – Dünya Vatandaşı Olmak

Bu dünya hepimizin. Geçmişi, geleceği, havası, doğası hepimizin. Ve biz, tüm insanlar, O’na iyi davranmak zorundayız. Ağaçlar da hepimizin, gece de gündüz de…

Ancak sınırlar meselesine dikkat etmediğimiz sürece, ortada yaşanacak hiç bir şey bırakmayacağımız gün gibi ortada. Ve unuttuğumuz bir şey var!

Sınırlar sadece vicdanlarla korunur. Vicdanlarımıza geri dönmenin vakti gelmedi mi?


İnsanlığın da mertebeleri var. Adına erdem diyorlar. Varlığının anlamı ve doğruluğu, bu vicdan yasalarına göre ışıldıyor. Hadi dünya vatandaşı olarak devam edelim.

Layık Olma Seçimi (3)
  • Ey yabancı! Sığınmak için geldiğin ülkede, o ülkenin tüm imkanlarından üst düzey yararlanıp, geri dönmezken! Senin ülkende benim gençlerim, senin için sonsuz olursa… Hatta ve hatta sen hancı, ben yolcu zannetmeye başlarsan, hangi vicdanla olacak bu dünya vatandaşlığı?
  • Tüm dünya çocukları, açlıkla, sağlıkla, eğitimle eşit şartlarda büyütülmezse, hepimizin boynunun borcu olmayacak mı bu ayıp!
  • Ve tüm insanlar! Havası, suyu, doğası, hayvanı, toprağı, tohumu hepimizin değil mi? Süleyman’a kalmayan kime kalacak. Emanete hıyanet, en zor vicdan sınavı değil mi?

3 – Her şeyin en güzeline layık, canım kendim.

Belki tahtımız, belki bahtımız kurulamadı. Ailemizi, çevremizi, gelmişi, gelmişi hep suçladık. Çünkü biz elimizden geleni yaptık ama bizden daha şanslı doğmuş olanlar, bizden daha şanslıydı! Baba parasıyla okuyan, dayı torpiliyle iş bulan, bilgisiz olduğu halde daha mevkili, hak etmediği halde daha refah içinde olan insanlar arasında sıkışıp kaldık. Ah bir fırsat verilse, yeri bile yerinden oynatırdık.


Bitti mi? Dürüstçe, samimi olarak bitirelim mi? Yukarıda da geçirdiğimiz gibi; kurban olmaktan çıkıp, figüranlıktan baş role geçmeyelim mi?

Hayallerimiz, başardıklarımız ve başaramadıklarımızla dolu bir hayat hepimizin ki, kabul. Ama şu vicdan terazisinde, biraz da kendimizi tartmamız gerekmiyor mu?

Madem, her şey layığına dönüşür! Dönüşmek istediğimiz şey, gerçekten bu halimiz mi?

Peki daha da önemli bir soru. Yolculuğun sonunda teslim ettiğimiz, altını imzaladığımız sınav kağıdı geçer not alacak mı? Nasıl bir iz bırakarak anılmak “vicdanen tamam” olurdu?

Herkes kendi kalbinin ekmeğini yer!

Herkes kendi hikayesinde ki doğruluğu kadar ekmeğini yiyecek!

Belki son derece doğru bir laf. Ama bunca hayat şartlarının içinde kalbini bırak, sabahı nasıl düşünebilir ki insan? Düşünmeli. O yastığa başımızı koyup da henüz uykuya teslim olmadığımız işte o ana sıkıştırabiliriz bunu. Tek yapmamız gereken vicdanımızın sesiyle günümüzü sorgulamak. Hepsi bu.

Layık Olma Seçimi (2)

Derdimiz önce kendimizin insanlığıyla ilgili olursa, kurbanlara kalan, teferruat olmaz mı?


Sözün Sonu, Her şeylerin sahibi evlatların olsun…
Layık Olma Seçimi (1)

Gözümüzün nuru, hayatımızın en kıymetli yönü evlatlar…

Tüm gayemiz sizi doğru ve düzgün bireyler olarak yetiştirmek.

Hep hatırlayın, hiç unutmayın diye sürekli sizi bunaltıyor olabiliriz. Bu sizin unutacağınızdan değil, bizim yetiştirebilmiş olabilme telaşımızdan kaynaklanıyor. Vicdan en önemli mesele. Önemli olan insanlık. Bu yolculukta her türlü zorluk karşınıza çıkacak. Siz doğruluktan, dürüstlükten ve vicdanlı olmaktan hiç vazgeçmeyin.

Unutmayın bir şey bütünün yararına değilse, bireysel olarak onu anlamlandırmanın hiç bir yararı yok. Faydasız işlerle, o çok kıymetli zamanı hiç harcamayın. Zaman su misali akıp gidiyor. Her gün yeni bir şey öğrenmeyi kendinize adet edinin. Böylece kendi yeteneklerinin farkına varmanız kolaylaşır ve ışıldarsınız.

Son olarak şartlar ne olursa olsun; insanlığınızın yanlışa yenilmesine izin vermeyin.

Günü gelir sonsuz olsak da, her daim yanınızda ve kalbinizde olacağız…

❤️


(Belki alakasız gelebilir ama; laik kelimesinin etimolojisinde de; halk, kalabalık, kitle var!) Bu vesileyle lafım birimize değil hepimize olsun. Her şeyin layığına dönüştüğü bu kuramda;

hepimiz için, bize yakışanı, layık olmayı, hakkıyla yerine getirebilmeyi diliyorum.

Facebook Yorumları

Bu gönderiyi paylaş

ilknur.tv
ilknur.tvhttps://birikiyorum.net
Efdal ve İlker'in annesi, Kerim'in kıymetlisi 1998 yılından bu yana "Kurumsal Hayat"ta yönetiyor ve organize ediyor. Sosyal Farkındalık ve Sorumluluk için, her alanda, "sanatla" çaba sarf ettiğini düşünüp; BiRiKiYOR

(Tarihte Bugün) Yıldızlar Geçidi

Doğum
- 1869

Mahatma Gandhi

(153)

Etkinlik bulunamadı!

Yanlış üslup doğru sözün celladıdır!

Sadi Şirazi

BuluşuYorum

İndirim!

Bu Hafta Popüler

Ekmeğin Tanrıçası Demeter

Demeter Yunan mitolojisinde; insanlığı dünyanın zengin lütfuyla besleyen Olimpos'lu tarım, tahıl ve ekmek tanrıçasıdır.

Çocuklarda ayakkabı seçimi ve basış problemleri

Çocuklarda ayakkabı seçimi okulların açılmasıyla daha da önem kazandı. Okullar açılırken, sık görülen basış problemlerine bakıyoruz.

Ruh yaşlanmaz !

Ruh yaşlanmaz. Yaşlanmıyor. Takvim yaşı ilerlese de gönüllerimiz hep on sekiz kalamaz mı? Ruhu genç tutmanın formüllerine konuk oluyoruz...
ilknur.tv
ilknur.tvhttps://birikiyorum.net
Efdal ve İlker'in annesi, Kerim'in kıymetlisi 1998 yılından bu yana "Kurumsal Hayat"ta yönetiyor ve organize ediyor. Sosyal Farkındalık ve Sorumluluk için, her alanda, "sanatla" çaba sarf ettiğini düşünüp; BiRiKiYOR

İlgili Yazılar

Suçlu Bulundu! Kim?

Suçlu kim? Aslında çoktan bulunda da, itiraf etmeye cesaretimiz yok. Ya da biliyoruz ama kınamaktan başka talebimiz de yok.

Tenezzül ne demek?

Tenezzül ne demek? Etmek mi, etmemek mi marifet. Bir de lütuf gibi tenezzülde bulunmak var ki, hangi ucundan tutsan, elinde kalan boş değnek..

Doğruluk Üzerine

Doğruluk bu yıl Ramazan ayının teması. Bütün dinlerin buyruğu... İnsan olmanın gereği... Zenginliğin temeli, dostluğun harcıdır...

Nedenler Sonuçlardan Şişmandır

Nedenler sonuçlardan şişmandır! Derya Cesur; kabul etmek, suçlamak, zeka ve öğrenme üzerine toplumsal sorunlarımızın tespitlerini, muhteşem yorumuyla kaleme getiriyor.