Perşembe, Haziran 30, 2022
Ana SayfaÖğreniYorumGelişiYorumI love myself / Kendimi seviyorum

I love myself / Kendimi seviyorum

Kendini sevmek… Ne kadar seviyoruz? Ne kadar anlıyoruz kendimizi? Şefkatli miyiz kendimize? Ne kadar dürüstüz bu konuda peki?


3 dakika


Sevmeye Neden Kendimizden Başlamayız?

Hepimiz başkalarının bizi sevmesini, beğenmesini ne kadar da önemseriz değil mi? Eminim size “kendinizi sevip sevmediğiniz” sorulsaydı hiç düşünmeden cevabınız “kendimi seviyorum” olurdu. Oysa uzmanlar böyle olmadığını söylüyorlar.

Hiç düşündünüz mü?

Başkalarına gösterdiğiniz merhameti kendinize de gösterir misiniz? Başkaları acı çektiğinde gösterdiğiniz şefkati kendinize de gösterir misiniz? Kendinize karşı dürüst müsünüz?

Evet diyebiliyorsanız ne mutlu.

Yapılan araştırmalar, psikiyatristler, psikologlar “insanların birçoğunun kendini sevmediğini” söylüyorlar.  Sevdiklerimiz için elimizden gelenin en iyisini yaparken, kendimizden bunu neden esirgeriz ki?

Sevelim kendimizi, çünkü biz kendimizi sevmediğimizde, başkaları bizi sevmiyor.


Peki nedir kendini sevmek?

Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erol Özmen

“Kendini sevme kişinin eksiğiyle fazlasıyla kendinde olanlarla barışık olmasıdır. Kendini sevme yetisi sağlıklı gelişen bir kişi zayıf yönlerini ve güçlü yönlerini değerlendirirken bu özelliklerinin kendisini diğerlerinden insan olarak ne üstün ne de aşağı kılmadığı hissi içindedir. Kendini idealleştirmez.  Zayıf yönlerinin yaşamında kendisine zorluklar çıkaracağının güçlü yönlerinin yaşamını kolaylaştıracağının farkındadır ama bunları kendi değerliliği ile özdeşleştirmez. Kendisiyle dosttur.

diye tanımlıyor kendimizi sevmeyi tanımlarken. .

Kendimizi olduğumuz gibi kabullenmek, eksiğimizle fazlamızla kendimizde olanlarla barışık olmamız, kendimizi yargılamadan dikkatle dinlemek ve tecrübelerimizi her haliyle kabul etmek başka bir deyişle.

Bencil, ya da narsis olmak değil kendini sevmek!

Ego hiç değil.

Kibir? O da değil.


Mükemmel insan yoktur!

Başarılı, zeki, güzel, kusursuz olmak, sevilen, önemsenen, değer verilen bir insan olmak hepimizin hayalidir. Hele bir de başkaları tarafından onaylandığımızda mutluluktan uçarız. Onaylanan ve fark edilen güzelliklerimizin yanında, beğenilmeyen yanlarımızın olması da çok normaldir. Sevilmeyi beğenilmek ve onaylanmakla karıştırıyoruz. Çünkü böyle eğitiliyoruz. Dürüst ve olduğumuz gibi davranmak yerine beğenilmek ve onaylanmak uğruna gerçek yapımızı saklayıp, gizleyerek kendimizi karşımızdakilere karşı değerli kılmaya çalışmalar, gerilmeler ve çekişmelerden başka bir şey kazandırmıyor.

Herkes her konuda başarılı olamaz ki! Hepimizin farklı özellikleri olduğu gibi, farklı becerileri, farklı yapıları var. Çocukluktan itibaren ebeveynlerin ve çevrenin etkisiyle çocukların ne istediği, hangi konuda yetenekli olduklarını değil, ne olmalarını istedikleri şeklinde yetiştirildiğinde mutsuz, başarısız bireylerin yetiştiğine hepimiz şahit olmuşuzdur. Kendini tanımayan, tanı-ya-mayan kadınlar ya da erkekler hataların ve dolayısıyla mutsuzluğun pençesinde kaybolup gidiyor. Hayat rol yapmakla geçmez. Doğal olmayan hiçbir davranış sürdürülemez…

Zaten kız çocuklarının, kendilerini sevmekten ziyade, sevilecekleri şekilde yetiştirildikleri gerçeği maalesef göz ardı edilemez. Amacım burada cinsiyet ayrımı yapmak değil kesinlikle. Toplumumuzda bu ayrım yazık ki yerleşmiş. Günümüzde kadın sorunlarının bu kadar yoğun oluşu bunun bir göstergesi. Neyse ki kendisini seven kız çocuklarının yetişmesi için bilinçli ebeveyn ve toplumsal etki yaratan insanların sayısının gün geçtikçe arttığını görmek çok sevindirici.

Kendini seven her bir kadın, kendi değerlerini var ederek topluma aksatmış olur. Bu yüzden kadının kendini sevmesi bir devrim yaratır.

Çocukluktan itibaren, kendini sevmekten ziyade, sevilmek öğretisiyle yetişen bir insan kendi mutsuzluğunu etrafına yansıtır. Kıskançlık, kuşku, haset gibi duyguları gelişir. Ve böyle insanlar dünyaya ve kendilerine kötülükten başka bir şey kazandıramaz. Oysa, kendisiyle barışık, kendisi hakkındaki olumlu duygu ve düşünceleri olan insanlar başkaları ile de olumlu ilişkiler yaşar. Kendi mutluluk ışığını etrafına yansıtır. Güzel duygular bedenimizin sağlığını da etkiler. Kalbimiz ve beynimiz uyum içinde olduğunda, bedenimiz de sağlıklı olur.

Özgüveni, cesareti azalan insan, tüm performansını başkalarına kendini sevdirmek için harcar.

Sürekli bilgi, düşünce ve yeteneklerinin eleştirildiği, fiziksel görünümü, giyim tarzı eleştirilen bir insandan kendisini sevmesini beklemek ne büyük hata olur. Özgüveni, cesareti azalan insan, tüm performansını başkalarına kendini sevdirmek için harcar. Sürekli eleştirilen insan, sonunda kendisini eleştiren, sevmeyen bir varlığa dönüşür. Keşke daha akıllı olsaydım, keşke bunu yapabilseydim, güzel olsaydım her şey bambaşka olacaktı der durur kendi kendine…

Kendini sevmeyen insan, kendisine yapılan haksızlıklar ve kötü davranışları hak ettiğini düşünür. İncinse de, kırılsa da, acı çekse de kendi adına olumlu bir çaba göstermez. İnsanın kendisini olduğu gibi kabul etmesi, başkalarıyla da sağlıklı ilişkiler kurmasının çok önemli bir parçası. Kendisine sahip çıkmayan ve önemsemeyen insanlar başkaları tarafından da önemsiz ve değersiz olur.

İçimizde sevilmeyi bekleyen kendimizi dışarıya çıkartalım

Kendimizi sevmemize engel olan, kendimizi sürekli değiştirmek istememize yol açan bir sistemin içinden sıyrılmak kolay değil elbette. İçimizde sevilmeyi bekleyen kendimizi dışarıya çıkartabilmek keskin kararlar almamıza neden olacak elbette. Hayatımızda olması gereken değişimleri ancak cesaret ve kendimize karşı dürüstlükle başarabiliriz. Yalnız kendimiz için değil, sevdiklerimizin mutluluğu için de kendimizle barışık olmalıyız. Kendisiyle barışık olmayan insan, asla başkasıyla da barışık olamaz.

Ne dersiniz?

Hadi kendimizi de sevelim. Merhametimizi, hoşgörümüzü kendimize de yansıtalım. Konuşalım kendimizle, dinleyelim kendimizi, ne demek istediğimizi anlayalım, anlatalım kendimize. Biz kendimizi anlayamadığımızda, ne istediğimizi bilemediğimizde hayatın akışı içinde oradan oraya çarpılıp dururuz. Yolumuzu kaybederiz. Sevemeyiz… Sevilemeyiz

Kendini seven her insan mutlu ve sağlıklı insan olur dolayısıyla güzellikler saçar etrafına…

Her dilde seni seviyorum demeyi öğrendiğimiz gibi, KENDİMİ SEVİYORUM HER DİLDE NASIL SÖYLENİRSE ÖĞRENELİM. Bizi biz yapan her yanımızı kabullenelim. Her insan hata yapar, önemli olan doğruya yönelmek.

Bu yüzden en çok kendi sevgimize ihtiyacımız var bizim.

Sevmek en güzel duygu. En başta kendinizi sevin. Sarıp sarmalayın…

Sonra nasılsa sevecek ve sevileceksiniz…

Sevgiyle kalın…

Önceki Yazılarım..

Facebook Yorumları

Bu gönderiyi paylaş

Nalan AĞDAŞ
Nalan AĞDAŞhttps://nalanagdas.blogspot.com/
"İsmimin inadına gülümsüyorum hayata!" Evlat, Anne, Bir de üniversiteli gençlerin (En sevilen) öğrenci işleri ablası.

(Tarihte Bugün) Yıldızlar Geçidi

Doğum
- 1928 Orhan Boran (94)
Etkinlik bulunamadı!

Yanlış üslup doğru sözün celladıdır!

Sadi Şirazi

BuluşuYorum

İndirim!

Bu Hafta Popüler

Unvansız Gönüllüler

Unvansız Gönüllüler. Onlar etiketlerini bir kenarda bırakmış olan gizli kahramanlar. Kah eğitim ve sanat, kah toplumsal fayda... Gururla "PaylaşıYorum"

Ciltleme, Cilt Sanatı

Cilt sanatı, ya da daha alışık olduğumuz tabiriyle ciltleme.... Zaanat kelimesinden daha öteye sanat kelimesine daha da çok yakışan miras.

ilyada destanı; Bir Aldatma Hikayesi

İlyada Destanı M.Ö. 8. yüzyılda Yunanca yazılmış ilk batı edebiyatı metnidir. Homeros'un anlatıcısı olduğu bilinen destanı "hatırlı'yorum"
Nalan AĞDAŞ
Nalan AĞDAŞhttps://nalanagdas.blogspot.com/
"İsmimin inadına gülümsüyorum hayata!" Evlat, Anne, Bir de üniversiteli gençlerin (En sevilen) öğrenci işleri ablası.

İlgili Yazılar

Darmadağın…

Darmadağın dolaplar, evler... Sadece onlar mı? Akıllarımız karman çorman, hayallerimiz dağınık. Peki bu dağınıklık nasıl toplanacak?

Carpe Diem Anı Yaşa

Carpe diem... Anı yaşa, anda kal diyor Horatius. Siz neresindesiniz zamanın? Bugünde şu anda mısınız, geçmişte mi yoksa gelecekte mi?

Nerdeyim? Akılda mı, Kalpte mi?

Nerdeyim diye soruyoruz bugün kendimize. Akıldaki yer mi, kalpteki yer mi bizim için doğru olan. Kendini bilme yolculuğumuz devam ediyor.

Ayna Söyle Bana…

Ayna söyle bana diye başlar masaldaki kötü kraliçenin cümlesi. Gerçekten kimi, neyi, ne görüyoruz o sırlı camdaki aksimizde.