Figen Demirtaş

Mehter marşı ile kutlayacağız biz Osmanlı Haftası’nı. 21-27 Ocak tarihleri arasında kutlanacak bu yıl. Tarihimizin büyük bir parçası. Osmanlı İmparatorluğu; Anadolu Selçuklu İmparatorluğu’nun dağılmasının ardından 1299 yılında Söğüt’te kurulan küçük bir beylikten üç kıtada hüküm süren bir imparatorluğa geçişin ardından 1920 yılında Sevr Anlaşması’yla dağılmasını takiben 1922’de saltanatın kaldırılmasına dek süren yüzyılları kapsayan bir tarihtir aslında. Doğrusuyla yanlışıyla bizim tarihimizdir Osmanlı. Türklükten uzaklaşması belki de dağılmanın sebebi benim gözümde ancak ben bu yazımda tarih ve siyaset konularına değinmeden Mehter Marşı ‘nı, Mehteran takımını anlatmak istiyorum.

Mehter marşı ile tanışmam;

Yıllar yıllar önceydi ilk tanışmam tabii siyah beyaz filmlerde izlediğim dönemlerden sonra. Şişli Sağlık Meslek Lisesi’nde yatılı okuduğum yıllarda evci çıkmıyorsak eğer haftada bir gün cumartesi günleri birle beş arasında çarşı iznimiz olurdu. Çocuktuk ve yapacak çok şeyimiz yoktu. Ailelerimiz de çok varlıklı olmadığından boşa harcayacak paramız da olmazdı. Şişli’den Taksim’e doğru gezerdik bazen Beşiktaş’a inerdik dik yokuştan. İşte bu cumartesilerden birinde sonradan subay yetiştirmek üzere 1862 yılında kurulduğunu öğrendiğim Harbiye Askeri Müzesi bahçesinde her cumartesi saat birde başlardı mehter marşı konserleri. Büyülenmiş gibi izlerdim. Harbiye Askeri Müzesi’ni gezmek isterseniz buyurun.

Harbiye Askeri Müzesi

 

Mehter marşı ile tanışmam işte o ilk gençlik yıllarıma götürüyor beni. Her mehter marşı duyduğumda o anki hazzı yaşamak istiyorum. O müzede gezip gördüklerim, askerlerin o ciddiyeti ve onlara duyduğumuz derin saygıyı hissetmek istiyorum. Orta Asya’dan itibaren kadını erkeği asker doğan bir milletin mensubu olarak gururu yaşamak istemem sanırım çok haklı bir istek.

Ben Orta Asya’dan Avrupa’ya kopup gelen oradan da Anadolu’yu yurt edinen göçmen bir kız olarak Türklüğümle her daim gurur duydum. Belki o göç yolculuğunu görüyorum mehter dinlerken. Belki o yüzden diken diken oluyor tüylerim. Bu bir destansı gelenek ve çağlar boyu aktarılmalı geleceğe ki unutulmasın Türklük.

Yeni çıkan bazı yabancı dizi ve sinema filmlerinde Türk ordusundan mehter sesiyle korkulan sahneleri görmüşsünüzdür benim gibi. Askerin inanmışlığını, adanmışlığını gösteren, karşı tarafa bu hissi olduğu gibi geçiren bir orkestra. Gösterişli kıyafetleri, devasa müzik aletleri ve kocaman bayrakları ile hiç kuşkusuz korku salmışlardır askerden çok önce.

Nedir bu mehter ?

Osmanlı’ya ait yeniçeri bandosu olarak kısaca anlatsa da sözlükler mehter marşını işin aslı öyle değil. Düşman askerlerini önce davulların sesiyle korkutan sonralarda batı orkestralarına zili ilave ettiren bir çok sesli müziktir.

Dünyanın en eski askeri bandosudur deniliyor. Kuruluşu Orhan Bey’in Bursa’yı fethetmesinin ardından kurulduğu hatta Osman Gazi’nin yeğeni Ak Timur’un ilk mehter başı olduğu kabul ediliyor. Oysa ki yazılı ilk Türk belgesi olan Orhun Kitabelerinde mehterin atası olan Tuğ Takımı’ndan bahsedildiği, milattan önceki yüzyıllarda müzik aletleri çaldığı biliniyor artık. Kaşgarlı Mahmut’un ta 11.yüzyılda yazdığı Divan-ı Lügat-it Türk eserinde Hakan’ın huzurunda Tuğ Takımının nevbet vurduğu yazılı.

“Bulut kükredi vurdu nevbet tuğ

Şimşek çaktı çekti hakan tuğ ‘unu”

İslamiyet’ten önce askerleri yüreklendirmek için kullanılan bu coşkulu müzik sonrasında yeniçerilerin kuruluşu ile birlikte Hazreti Muhammed, Hazreti Ali ve Hacı Bektaşi Veli’ye dualarla başlar oldu.

“Bu meydanda nice başlar kesilir hiç olmaz soran;
Kahrımız, kılıcımız düşmana ziyan, kulluğumuz, padişaha ayan;
Sayılmayız parmakla, tükenmeyiz kırmakla;
Üçler, Beşler, Yediler, Kırklar Nur-û Nebi, Kerem-î Âli, Hacı Bektaş-ı Veli;

Dem-ü, devranına hü diyelim, Hüüüüüüü.

Sonraları Osmanlı ordusunda yeniçerilerin önemini kaybetmesi ile Mehteran Bölüğü 1826 yılında kapatıldı ve 1914 yılında Türkçülüğü şahlandırmak isteyen Enver Paşa’nın emriyle yeniden kuruldu. Günümüzde ise Bursa, İstanbul başta olmak üzere belediyelerin öncülüğünde devam ediyor bu güzel gelenek.

İzleyelim ve gururla dinleyelim.

 

 

 

Saygıyla…

Saygıyla izleyelim, çocuklarımıza izletelim. Anlatalım onlara mehter marşı nedir? mehteran kimdir? Ancak artık bundan sonra asla ihtiyaç duymayalım savaşlara. Sadece tarihimizi, kültürümüzü, nereden gelip nereye gittiğimizi anlatan bir sembol olarak hatırlayalım.

Facebook Yorumları