Annesiz ilk bayram çok zor geçti. 

Ve evet sadece adına bayram denilirdi. 

Onun hazırlamadığı bayram sofrasında kahvaltımızı yaptık bu sefer .


Bu sefer babamın da, kayınvalidemlerin de annesi ben olup, ben serdim en süslü sofra bezlerini, bayram sofrası hazırlıklarını… 


İnsanların bayramlarını tebrik ederken canım acıdı.

Hele ki mezarlığını ziyaret gerçekten çok zordu. Orada yatan benim annem miydi gerçekten? 

İkisi de..

Yeşili çok severdi ikisi de. Balkonları yeşilin her tonu… 

Çiçeklerinin haricinde ikisine de ağaç diktim. Kendimce dertleştim ama "bayram yarasını" sarmaya yetmedi. 

Bayramlar bu iki özel kadın için de çok önemliydi. Ama benim için bu bayram son derece sessiz.


Daha birini kaybetmiş olmayı hazmedememiş iken, diğerini de sonsuza vermek… 

Gerçekten tüm göbek bağımın öksüz kaldığını iliklerime kadar hissettirdi, kemiklerim acıdı, burnumun direği sızladı. 

Göbek Bağı

Kızıp da sinirlendiğim zaman dinleyecek, bana yol gösterecek bir anneannem yok mesela artık. 

Kokusu yok, elleri yok. 

Dert yanacağım, bebeğim gibi gözünün içine bakıp arkamdan sürekli hayır dua edecek kadın yok.

Dua kapım kapandı, gölgesi her türlü neşeme, hüznüme, umuduma yeten kadın yok. 

Bu anneler günü bir eksik alınacak çiçek, 

çiçekler de öksüz kaldı. 

Kokusunu çok özlediğim, ellerini, akıllarını özlediğim o özenli kadın gelmiyor artık; rüyalarıma bile… 

Sırf biraz daha hissedeyim diye, sırtından hiç çıkarmadığı yeleğini giyiyorum. 

Beni sımsıkı sarsın diye. 

Cebindeki kullandığı son mendili atamıyorum, yıkayamıyorum.

Ya annem?

Her gün o telefon hiç edilmiyor artık. 

"Rüyalarıma girsin bari" diye yalvardığım ama kabul olunmayan dua gibi öksüzüm. 


Beni yönlendirmeleri yok artık, 

mükemmel olsun isteyen kadın yok. 

Her gördüğüm insan bir anısını anlatıp güzellikle yad ediyor Onları… 


Ama ben, o kadar annesiz, o kadar anneannesizim ki..

Anlatamam. 

Onlar göremiyorlar diye sevinçlerim yarım, hüzünler daha hüzünlü


Dolabımda “eksik olmasın, kimseye mahçup olma” diye yapılan buzluk hazırlıkları yok mesela, O tül yırtılmış diye dertlenip hemen yenisini hazırlayan, 

Ya da torunlarının gönlünü benimkinden daha çok yapan… 


Anneliğime özenen 

göbekten bağlı olduğum o kadınlar yok. 

Seslerine, nefeslerine, her kelimelerine hasret kaldığım… 


Hayır dualarım yok. 


Şimdi ikisi de sonsuz, 

bedenleri, üstü özenle süslenmiş toprak altında. 

Ve de ruhları o kadar uzakta ki, 

ve bendeki o öksüzlüğün acısı o kadar sessiz…

 Nesiller

Nesiller aslında ataerkil değil anaerkildir, kadınlardan kadına aktarılır” derler. Ve evet, tüm anneler evlatlarına göbek bağı ile bağlıdır… 


Büyük teyzelerimin “annu” diye aktardıkları -anneannemin anneannesi- o kitap gibi kadını ben sadece bir kaç sözcükle tanıyorum. 

Onun kızı ben ufacık yaşlardayken vefat etmiş, 

Sonrasında kızı anneannem, 

sonrasında da kızı annem… 

Benden önceki son dört kadın atam, hepsi sonsuz olan. 


Giden gelmediği için o sonsuzdan buralara bir şeyler iletiyorlar mı bilmiyorum. 

Ama ne kadar özlendiklerini bilsinler istiyorum. 

Ve bıraktıkları emaneti yere düşürmemek, boyunlarını eğmemek için gerçekten çabaladığımı bilsinler… 

Çeyrek Asırlık Annelik

İki evladımın yaşını toplarsanız aşağı yukarı çeyrek asırı geçti benim de anne olmak ile ilgili şereflendirilmem. 

Ama her anneler gününde evlatlarım haricinde biri benim de anneler günümü kutladığında o çocuk olan yanım hep utangaç bir mahcubiyete teslim oluyor 


Ben de anneyim evet. 

Aklım çıkıyor evlatlarımı yanlış yetiştireceğim diye, 

İstemediğim ya da hatalı bir şey yaptıklarında kalbim dağılıyor. 

Biliyorum evet bazı şeyleri kendileri deneyimlemeleri gerek, biliyorum taht kurarsın ama baht konusu biraz meşakkatli… 


Zaten anne olmanın en zor yanlarından biri de o değil mi. 

Evladın olduğu andan itibaren yüreğin artık kendi bedeninde değil. 

Ve bir gün onlar senin öznesi olmadığın hayatı kurmayı da senden öğrenecekler.. 


Örnek olmaya, destek olmaya, taht ve de baht kurmaya çalışıyorum bende her anne gibi. Ama iyi bir anne olabiliyor muyum endişesi hiçbir zaman içimden gitmiyor. 

Bu da o göbek bağının cilvesi muhtemelen.

Anneler Günü

Beni ben yapan tüm kadınlara minnettarım. Gidenlerin hepsi nur, kalanların hepsi var olsun. Hepsi huzur içinde ve tam ve mutlu ve tamamlanmış olsun.


Kırkından sonra hayatın aslı başlar diyenlere de ufak bir dipnot benden olsun. 

Tam kırklara karışmışken bu kadar öksüz kalmak gerçekten çok iddialı bir sınavmış. 


Evladı olsun olmasın yüreğindeki o merhameti taşıyan tüm insanlığın anneler günü kutlu olsun. 

Yalnız, Ufacık Bir Kaç Rica

Tanıdığım tüm özel kadınlar; 

Bu anneler gününde sevdiğim hiç bir kadını arayacak gücüm, mecalim yok. Ne olur bana kırılmayın. 

Ve tanımadığım tüm evlatlar; 

Yaşı kaç olursa olsun, o çocuk kalbi daha öksüzlüğü anlayamamış bir sürü buruk yürek var. Ne olur kutlamaları çok abartmayın olur mu? Çünkü belli edilmese de insanın canı çok yanıyor. 


Tüm annelere saygı ve hürmet ile…