ilknur.tv

Zaman ver; belki de en önemli işli'Yorum dersi. Zaman yanımızdan akıp giderken; akışına dahil olacak mıyız? Tersine yüzerek yetişemeyecek mi?

Zaman Ver

!

Daha önce bahsetmiştim. BirİkiYorum bir kitaptı. Kısa aralıklarla çıkacak üç kitabın birincisi.. Beş adet şiirle başlayıp, şiir başlıklarından bir şiir daha, ve sonra devam eden, genele yayılmış hikaye tadında farklı bir eser.. 

Bir şekilde olmadı. Çok üzülsem de yedeklerine dahi ulaşamadığım, “komplo” olduğuna inandığım bir hırsızlık hikayesi.. Başka bir yazının konusu olsun.. Neden buradan başladım. Eski kutularımdan çıkan ilk şiiri elime geçtiği için.. Şiirimin adı Zaman.. Yazının sonuna doğru paylaşacağım.. 

Zamanımızı Satıyoruz.

Belirli bir ücret karşılığı; yanında etiketleri ve pek çok stres faktörü almamızın karşılığında zamanımızı satıyoruz aslında. Sattığımız bu zamanın içinde de yeteneklerimizle bizden beklenilenleri karşılayacağımızı vadediyoruz. Evet aslında tüm mesele bu. 

Ev ve okul kurumu da dahil, her kurumun kendi kuralları olduğundan, o işi biliyor olmanız zannettiğiniz kadar üst seviyede önem taşımaz. Sadece o işin kurallarına uyacağınız ve öğreneceğiz zamanı kısaltır. Daha çabuk adapte olursunuz. 

Önemli olan var gücünüzle öğrenmek ve sahiplenmek için zaman vermek. 

Şunu da yapayım

“Sağlığın yerindeyken geceni gündüzüne kat çalış, sonrasında vakit ayırırsın diğer şeylere” hepimizin öğrendiği, öğrettiği şeyler bir bakıma. Hani bir klişe vardır ya. Şimdilerde Goethe‘nin söylediği iddia ediliyor.

İnsanlar para kazanmak için sağlıklarını, sonra da sağlıklarını korumak için paralarını harcarlar.

 

Ne kadar acelemiz var, ve ne kadar yetişemiyoruz zamana. 

Acaba bu, hayatı kontrol etmeye kalkışmamız yüzünden: zamanı kaçırdığımız için olabilir mi? Muhtemelen. Hatta kesinlikle. Yaklaşık 15 yıl 24 saate 72 saat sığdırmayı deneyerek geçirdim. Aslında zamana karşı daha çok iş yapma, yetişme, tamamlama telaşıydı benimki. Sürekli acelesi olan, sürekli her şeye yetişmeye çalışırken o anın keyfini “farkındalığını” yaşayamayan benim.

Sonra bir cenaze, bir hırsızlık, bir kayıp  “geçen zamanı” işaret ederken durdurdu beni, her seferinde. Ders belliydi;

“Zamana karşı değil, zaman ile birlikte”

 

Zamanın Bereketi – Zaman Ver – Hepsine Zaman Var

Gün üzerinden giderek konuyu bitirelim. İş yerimizde (okulumuzda ya da evimizde) İşimizi yaparken evet sadece o işe ait olmalı zamanımız; böylece işin hakkını verip  en güzelini, en iyi şartlarda yapmış oluruz. Karıştırmadan, bulaştırmadan. Sonra tıpkı okullardaki teneffüsler gibi her kırk dakikada bir mola verip, iş arkadaşlarımızla, masamızla, çevremizle olmak. Sohbet edemesek de sadece bulunmak ve o anı yaşamak için farkına varmak için onar dakikalık müsaadeler verin kendinize.

Yoldayken kulağınızda bulunan kulaklıklarla beşer dakikalık yabancı dil öğrenme egzersizleri ile aklınızın rahatlaması ve farkındalığına zaman verin.

Güne hazırlandığınızda bedeninize zaman verin. Saçlarınızı tarayıp, dişlerinizi fırçalarken şöyle gözünüzün en içine bakıp; anın içindeki varlığınızı kabullenin. “Farkındayım” “hazırım” Güzel bir gülümsemeyle, hazır olarak çıkın o banyodan.

Gelişiminize zaman verin; ortalama toplamda bir saat. Zamanı bölüp parçalamak size kalmış, dörtte birinde mutlaka kitap okuyun mesela kalbinize iyi gelsin, dörtte birini hayalleriniz, hedefleriniz için öğrenmeye tasarlamaya derleyip toparlamaya. Kalan dörtte ikiyi ruhunuza ayırın. İbadet edin, dua, meditasyon, yürüyüş, yoga ya da tevekkül. Varlığınıza iyi gelecek zamanı verin ona.

Ve akşam sofranızda mutlaka ailenize zaman verin. Gerçekten sohbet ettiğiniz, o anı paylaştığınız, kaliteli zamanı verin ailenize. Birliğiniz için.. Bir arada.

Her gün bir sevdiğiniz kişiyi aramaya zaman verin. Sesini duymaya, mümkünse birlikte biraz zaman geçirebilir olmaya.

 

Böylece

  • Ruhunuzdan, kalbinize, bedeninizden sosyal çevreniz ve ailenize dokunmuş ,
  • İşinizi layıkıyla yerine getirmiş,
  • Amaçlarınızı, derslerinizi, gelişiminizi gözden geçirmiş,
  • Ve farkındalıklı anlar biriktirmiş olacaksınız.

Zamanın bereketi bu akışa uyum sağlayıp yetişme kaygısı olmama niyetiyle ilgili..

Zaman

Zaman…

Akıp giden ve bir türlü önüne geçemediğimiz zaman…

Kimi zaman umutlarımızı alıp götüren,

Kimi zaman bizi anılar dünyamızın başkentinde hasretlerimizle avutan..

 

Zaman…

Kim bilir içinde hangi sırlarımızı barındıran?

Hangi yitik geleceğimizin baş kahramanı olan

 

Avuçlarına bıraktığımız tüm susuşlarımızda

Kendimizi koynuna attığımız tüm yıkımlarımızda

Gelecek mi bilmediğimiz en büyük özlemimiz, zaman

 

Onda unuttuğumuz, onda avunduğumuz,

ona havale ettiğimiz hayatımızla

Bedenimizin en büyük aldatanı,

Düşlerimizin rotasının kaptanı

Yalnızlığımızın en kadim dostu, zaman.

 

Saatimizin kavgası,

Kavgamızın saati zaman

Ve hayatta kalmamız için bizimle kavga eden

Ve usulca terk ettiğimiz zaman…

 

Ve bizimle yaşlanan

Ve yanı başımızdan hiç ayrılmayan

Ve hani kimi zaman;

Ve de bazen,

 

Zaman zaman

 

Ve  kendisinden başka kimsenin anlayamadığı

 

Zaman

 

27.01.2002 – 00:54 – ilknur

Sağlıcakla 🙋‍♀️

Facebook Yorumları