Darmadağın…

Darmadağın dolaplar, evler... Sadece onlar mı? Akıllarımız karman çorman, hayallerimiz dağınık. Peki bu dağınıklık nasıl toplanacak?

Darmadağın…
Darmadağın…
Haber albümü için resme tıklayın

Darmadağın dolaplar, evler… Sadece onlar mı? Akıllarımız karman çorman, hayallerimiz dağınık. Peki bu dağınıklık nasıl toplanacak?

 

5 dakika

Darmadağın… Yaşam alanlarımız, yaşadığımız çevre ve tabii ki akıllarımızın içi. Duygularımız karma karışık. Biri çıkıp toparlasa, dizse, kaldırsa bütün eşyaları olması gereken yere. Ah keşke! Ama öyle bir şey olmayacak, asla. O zaman iş başa düştü. Çıkalım şu karmaşadan. Hadi toplayalım dağınıklıkları.

Biraz temizlik gibi; Bahar Temizliği İçin Doğa Dostu Tüyolardakilere pek benzemese de. Biraz arınmak kötü dostlardan; Toksik İnsanlar Uzak Dursun Bizden‘deki gibi. Hatta belki biraz sıfır atık konularını bile bulacaksınız bu yazıda. Dağınıklık toplamak zor iş baştan uyarayım.

Haa unutmadan etrafınızdaki dağınıklığı toplamak, duygularınızdaki karmaşayı çözmenize de iyi gelecek. Şimdi bunu düşünerek okumaya başlayın bu yazıyı.

Darmadağın her şey!

En düzenlimiz bile şikayet ediyor bu darmadağın halden. Halbuki çekmecesini açsanız renklerine göre dizilmiş bulursunuz çamaşırlarını. Kitaplığında kitapları alfabetik sıraya göre dizilidir halbuki. Böyle olmasına rağmen şikayet eder dağınıklıktan. Belki sokaklar, belki kafasının içi karma karışıktır. Hatta inanmayacaksınız ama belki de kafasının içi bu kadar karışık olduğu için hırsını evdeki eşyaları düzenlemekle çıkartıyordur, kim bilir!

Düşünün bakalım, sizin darmadağın durumlar neler?

Mesela ben de eskiden renklerine, boylarına göre düzenlerdim her şeyi evin, dolapların içinde. Evet, tamam kabul ediyorum; son zamanlarda ipin ucunu kaçırdım artık ev darmadağın bir dağ ?

Ama mesela o zaman, insanları durmaları gereken raflara koyamazdım. Herkesi aynı anda, hep birlikte, mükemmel bir şekilde memnun etme kaygısıyla kafamı bir yumağa çevirirdim. Halbuki gerekli miydi bu?

Dolapların içi mi çok karışık? Atamadığınız eskileriniz mi var? Kıyamadığınız onlarca kadim dostunuz hayatınızı çorbaya mı çeviriyor?

Veremediğiniz kararlardan dolayı kafanızın içine girilmez durumda mı? Duygularınızı sakladığınız oda o kadar dolmuş ki kapısını açamıyor musunuz?

Hangisi sizin dağınıklığınız?

Peki neden darmadağın ortalık?

Bir şeyler çok fazladır. Eşyalar, insanlar… Ne kadar az o kadar iyi. O yüzden iki lafımdan biri sadeleşmek üzerine. Ve tabii ki ne kadar çok eşya, o kadar zor temizlik anlamına da geliyor. Ayrıca kazalara sebep oluyor. Stres cabası. İnsanlardan uzaklaşmaya başlıyorsunuz zamanla. E bu da yalnızlığı getiriyor ardından. Sonra da depresyon tabii ki.

Bir diğer sebebi de vazgeçememek. Geçmişe takılı kalmak. İnsanları da biriktirmek, eşyaları da… Vazgeçmeyi bilmek gerek. Aslında vazgeçmeyi bilmediklerimiz yük olur bize, farkına vardığımızda iyice yorulmuş oluruz.

Dağınıklık toplamak bir sanattır aslında ?

Yukarıda durumunuzu tespit ettiniz. Şimdi geldi uygulamaya

Durum neyle ilgili olursa olsun önce elinize büyükçe iki torba alın. Ama kesinlikle plastik değil! Güzel bez torbalardan ? Birinci torba asla vazgeçemeyecekleriniz için. İkincisi aslında çöp olanlar için. Unutmayın bu iki torbayı hem kalbimizdeki, hem aklımızdaki, hem de dolaplarımızdaki dağınıklık için kullanacağız.

Bir odaya girin. Bu kileriniz de olabilir, kalbinizdeki arkadaşlarınız da… Ve başlayın ayırmaya. Kimler vazgeçilmez, kimler aslında yoklar. Ya da o beyaz bluzu giyecek misiniz bir kez daha, yoksa artık başkasının üzerinde daha mı iyi durur? Haydi bakalım doğruca uygun torbaya.

Ayırdınız mı? Ayırdınızsa üzerinde çöp yazandan hemen kurtulun. Bunlar ahşap dolaplardan çıktıysa atık kutularına, geri dönüşüm merkezlerine ya da ihtiyacı olan birilerine gitmek üzere hemen yola çıksın. Haa aklınızdaki dolaplardan çıktıysa şimdi onlara dair anıları ele alın. Hatırlatacak eşyalardan da kurtulmaya çalışın. Daha az mesajlaşın, çok sık görüşmeyin vs vs…

Zor olan asla vazgeçemediklerimizi toplu tutmak.

Darmadağın odalardan bulup çıkardığımız, fakat asla vazgeçemeyeceklerimiz zorlar bizi en çok. Ne vaz geçebiliriz onlardan ne de düzenli, bir arada, şekilli tutabiliriz. Zorlar da zorlarlar bizi.

Maddeyse bu bahsettiğimiz torbadakiler, onları da üçe ayırın. Bir ara lazım olacaklar, bazen lazım olanlar ve hep elimizin altında olanlar. Hep elimizin altında olanlar aslında en kolayı. Ve zaten aslında onlar pek dağılmaz. Mesela ekmek bıçağınız asla kaybolmaz. Çünkü hep kullanırsınız. Ama çay termosunu havalar güzelleşince kullanırsınız. Hele o güveç tencereyi ayda yılda bir, birilerine şov yapacaksanız kullanırsınız ancak. Bu sırayla düşününce yerleştirmek, düzenlemek daha da kolaylaşır.

Yarım bırakılan işler

İşte dağınıklığa sebep olan başka bir durum. Başlayıp da asla tamamlayamadığımız o işler var ya onlar da bir tıkanıklık sebebi. Düzenlemeye bu işleri tamamlayarak da başlayabiliriz. Geçen yazılarımdan birinde Erteleme Hastalığı‘nı anlatmıştım. Orada çözümleri de vardı.

Dağınıklık bir hastalık mıdır? Yoksa tıkanıklık mı?

Evet kimi araştırmacılara göre dağınıklık bir hastalık belirtisi olabilir. Yeni başlamışsa farklı, uzun zamandır böyleyse durum daha farklıdır. Depresyon belirtisi olarak görüyorlar uzmanlar. Altta, çok derinlerde yatan büyük sorunların varlığını gösteriyormuş uzun süren darmadağın durumlar. Bunun sizi ne kadar etkilediğini bulun mutlaka. O zaman bir uzmana danışmanın vakti gelmiştir belki de.

Evet kimi araştırmacılara göre dağınıklık bir hastalık belirtisi olabilir. Yeni başlamışsa farklı, uzun zamandır böyleyse durum daha farklıdır. Depresyon belirtisi olarak görüyorlar uzmanlar. Altta, çok derinlerde yatan büyük sorunların varlığını gösteriyormuş uzun süren darmadağın durumlar. Bunun sizi ne kadar etkilediğini bulun mutlaka. O zaman bir uzmana danışmanın vakti gelmiştir belki de.

Ama bazı araştırmacılar da dağınık insanların daha yaratıcı olduğunu göstermişler. E tabii ki o dağınıklığın içinde bir şeyler bulup ortaya çıkarmak, üstün bir yaratıcılık yeteneği gerektirir muhakkak.

Bir de enerji boyutu var.

Dağınıklık İngilizce de “clutter” olarak geçiyor. Bu kelime de ta Orta Çağ’dan beri kullanılan “clotter” kelimesinden geliyormuş. Anlamı pıhtılaşma! Tıkaç yani bir anlamda. Dağınıklık büyüdükçe ortaya kocaman bir tıkaç çıkıyor. Yolları tıkayan, akışı engelleyen bir tıkaç. İşte bu yüzden evlerimizdeki dağınıklıktan kurtulmamız gerekiyor. Darmadağın evlerde biz de ilerleyemiyoruz enerji de… Tabii ki kafalarımız dağınık olduğunda da asla yol alamıyoruz. Saplanıp kalıyoruz o kocaman düşünce batağına.

Kurtulalım mı hep beraber?

Okuduğunuz üzere benim kafam da darmadağın. Aslında ne anlatmak istedim, ne anlattım, varmak istediğim yerde miyim bilmiyorum. Niyetimin enerjimin akıp gitmesine izin vermek olduğunu düşünürsek, gene de iyi toparladım. Yavaş yavaş, günlere yayarak kurtulacağım yolumu tıkayan her şeyden. Yolum apaçık, aydınlık olacak ve misler gibi ilerleyeceğim.

Haydi o zaman toparlanalım. Darmadağın dünyalarımız sükun bulsun…

#darmadağın #dağınıklık

06 Haz 2022 - 11:00 - GelişiYorum

Mahreç  Figen Demirtaş


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Birikiyorum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Birikiyorum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Birikiyorum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Birikiyorum değil haberi geçen ajanstır.