Hoşgörü Günü 1995 yılından bu yana her 16 Kasımda işleniyormuş. Unesco başlatmış. 1995. Hoşgörü demek bizim insanımız demek. Biraz anlatmalı

Hoşgörü Günü kutlu olsun a dostlar.

 

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) 1995 yılında 16 Kasım’ı “Uluslararası Hoşgörü Günü” olarak ilan etmiş.

 Evet dünya “hoşgörüsüzlüğe” farkındalık yaratmak istemiş. 1995 yılında.. Dünya Hoşgörü Günü ya da Uluslararası Hoşgörü Günü zirveleri düzenleniyormuş

  • Kendine aykırı gelse de her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiğince hoş görme durumu.
  • FELSEFE TERİMİ
    kendisininkilerle çelişse bile, başkalarının düşünce ve kanılarını özgürce dile getirmelerinden rahatsız olmama, onların geçerliliklerine karşı tepki göstermeme tutumu
TDK - Türk Dil Kurumu

Hoşgörü, müsamaha, tahammül, tesamuh, katlanma, görmezden gelme veya göz yumma, başkalarını eylem ve yargılarında serbest bırakma, kendi görüşümüze ve çoğunluğun görüş biçimine aykırı düşen görüşlere sabırla, hem de yan tutmadan katlanma demektir. İzin verme, aldırmama, iyi karşılama anlamlarına da gelir.

Wikipedia

Hoşgörü Kime, Neye, Ne Kadar? 

Hoşgörü bir erdemdir, Lütuf barındırır içinde, incelik, zerafet.. 

Bu erdeme sahip kişi ya da kurumların bazı özellikleri vardır öne çıkan. Aslında ne kadar madde olarak sıralamaya çalışsamda hepsinin ana başlığı “saygı” da birleşiyor

  • Karşısındaki kişinin kendisini ifade edebilmesi için O’na müsade eder,
  • Gerçekten dinler ve anlamaya çalışır
  • Sınırlarına saygı gösterir.  
  • Ukala (kendini akıllı ve bilgili sanan, bilgiçlik taslayan) değildir
  • Zorbalık (tacizci bir davranış biçimi olup özellikle alışılmış ve güç dengesi olmadığında başkalarını etkilemek için onları zorlama ya da onlar üstünde baskı kurmaktır) yapmamaktır,
  • “ben”cil olmak, fikirlerini dikte etmek gibi gayeleri olmamaktır.

Karşınızda ki sizin bilgi düzeyinizde olmayabilir, Ancak sizden daha derin bilgilere de sahip olabilir. Velev ki aynı seviyede bilgiye sahipsiniz. Her ne birikimde olursak olalım; anlamaya çalışmalı, dinlemeli ve ortak bir hayat sürdüğümüzü, sınırlarımıza saygı duymamız gerektiğini unutmamalıyız. Evet hoşgörü bunu gerektirir.

 

Unesco ve Hoşgörü – Unesco’nun Kuruluş Günü

16 kasım 1945 yılında içinde Türkiye’nin de bulunduğu 44 ülke tarafından kurulmuş. Unesco açılımı; Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü. Bir Kültür örgütü olarak “hoşgörüsüz ortak yaşama hayır” demişler 1995 yılında. 

Daha kaba tabirle; Farklı (senin gibi olmayan) insanların (beğensen de beğenmesen de) bir arada yaşayabilme hakkı ve garantisi (herkesin kendi fikri var, toplum senden ibaret değil, kimseye baskıyla kendi fikrini dikte edemezsin) 

Kuruluş günü ve böyle bir farkındalık gününün de denk gelmesi güzel tesadüf olmuş. 

Bu Memleketin Hoşgörü Kültürü

Dünya böyle bir günü resmen ilan ederken; bizim medeniyetler diyarımız Mardin’i düşünün.. Farklı dini inançları bir arada olan ve kardeşçe yaşayan insanlarımızı..

Mevlana’yı düşünün mesela “Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da gel; ne olursan ol yine gel, bu kapı ümitsizlik kapısı değil..”

Veya gözleri çeşitli hastalıklar ve yokluklar yüzünden göremeyen Aşık Veysel’i düşünün.. Hala karısına aşık olmasına rağmen  kendisini terk edeceğini anladığında ayakkabısına para ve “kendini ezdirme, bende ki aşk olmasa güzelliğin  beş para etmez..” incinmiş ama mümkün olan en az şekilde inciterek veda etmesini ..

“Ben siftah yaptım ama komşum daha yapmadı” diyen esnafını..

Askeri yemeden yemeğine başlamayan Atasını.. Hani Çanakkale de hayatını kaybeden Anzakların annelerine yazdığı mektubu hatırlayın.  

“Bu memleketin toprakları üstünde Kanlarını döken kahramanlar! Burada dost bir vatanın toprağındasınız Huzur ve sükun içinde uyuyunuz Sizler Mehmetçiklerle yan yana Koyun koyunasınız

Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz, evlatlarınız Bizim bağrımızdadır, huzur içindedirler Ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra Artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”

 

Hoşgörü Günü ve Ahmet Kaya ölümü

Alın size bir örnek daha. 2000 yılında bu gün Ahmet Kaya da vefat etmiş. Her seferinde belirtiyoruz, bir kere daha belirtmek istiyorum. Bu sitede siyaset olmayacak. 

Ben siyasi görüşü ile ilgilenmiyorum, Ahmet Kaya adı pek çok kişiye siyaseti hatırlatabilir. Ama biraz daha dikkatle bakarsanız; o şarkıları “siyasi görüşü ya da yaşam tarzı hiç fark etmez) genç yaşlı herkes bilir. Arabesk söyleyen de, blues yapan da, bir mekana gidersiniz,  mutlaka “kum gibi” istenir. 

“… Acımasız olma şimdi bu kadar
Dün gibi, dün gibi, çekip gitme
Bırak da, sarılayım ayaklarına
Kum gibi, kum gibi, ezip geçme..”

Dünya hoşgörü günü “hoşgörüsüzlüğe” farkındalık yaratsın. Kimse kimseye saygısızlık yapmasın.

Evrensel doğrunun tek olduğunu umarız kimse unutmasın. “Her şey; hem tek hem ayrı ve birbirine sımsıkı bağlı”

 .

Facebook Yorumları