Meddah. Geleneksel Türk Tiyatrosu’nun tek kişilik sahne insanı.. Bir de usta-çırak ilişkisinin devamı o meşhur kavuk. Geleneklerimize, sanatımıza ve tüm ustalara saygıyla.. Hakk Dostum Hakkk !

ilknur.tv

Tüm Yazıları

.18. yy kadar geleneksel Türk Tiyatrosunun en önemli aktörü.. 

Meddah; metheden, kıssahan; kıssa anlatan kişi olarak geçiyor anlamlarında.

Peygambere edilen methiyeler ile doğduğu biliniyor Arap yarımadasında. Ya Türkler? Müslümanlık öncesi Türk Kültüründe de var hikaye anlatıcılığı. Topluluğa anlatılan hikayeler kimi zaman destan, kimi zaman ozanın demeleri ya da belki aşık’ın sazından dökülüyor.. Ve şu çılgın Türkler ‘in meddahları genelde kahvehanelerde, bir baston bir mendil ve de en çok bir iskemleyle; gülüşlerine dokunuyor izleyenlerinin.

 

—==0==—

 

2008 yılında Unesco Somut Olmayan Kültürel Miras Listesinde yerini alan bu özel sanat geleneğine ait geçmişten gravürler de var.

Sultan III. Murad devrinin ünlü meddahı Lâlin Kaba’nın tasvir edildiği minyatür (Museum of Fine Arts – Boston/Amerika Birleşik Devletleri)

 

Thomas Allom’un XIX. yüzyılda çizdiği, meddah ve dinleyicilerinin tasvir edildiği gravür (R. Walsh, Constantinople and the Scenery of The Seven Churches of Asia Minor, London 1840, s. 73)

 “Bilir misin nedir âlemde meddâh / Biribiriyle halkı ede ıslâh” 

Şair, masalcı, tarihçi, efsane yazarı olur meddah. O izleyicisinin hayatındaki tüm konulara değinirken halkın mizahını, duygularını ve özlemlerini; düşüncelerini dile getirir.

Fakīrî Risâle-i Ta‘rîfât.

Giriş

“Söyledikçe sergüzeşti verir bezme letafet, Dinle imdi bende-i âcizden hoş bir hikâyet.”

“Yaşadıklarını anlattıkça meclise neşe verir. Şimdi âciz kulundan hoş bir hikâye dinle.”

Methedene metih olmaz mı?

  •  Bir mendil, bir baston.. Ve de tek bir iskemle.. Aktarılan ise; meddahın gönlü, zekası, halkın duygu ve özlemlerinin gülümseten temaşası..
  • Sürç-i lisan ettikse affola kapanışı ve anlatılan kıssanın alınacak hisseyi; kıssadan hisse bildirerek sözlerini bitirmesi..
  • Belki bir masal, hikaye ya da destan. Kimi zaman farklı lehçeler.. Ama en çok da güldürürken düşündüren öyküleri

Meddah aslında “taklit ederek gösteren” Sesiyle, jest ve mimikleriyle gösteren; anlattıklarını yaşatan, canlandıran bir usta.. Zekasıyla duygulandırıp, neşelendirebilen bir kelime cambazı, hikaye anlatıcı.. Ne güzel bir gelenek. Günümüzde söz söylemeyi bırakın; dinlemenin bile ne zor olduğu şu zamanlarda zekası ile tek başına dev bir gösteri.. Hem de yüreklere dokunan.. 

Maalesef ki çok kaynak yok hakkında.. İstanbul Üniversitesi Kitaplığında bulunan “Mecmûa-ı Fevâid” meddahlar üzerine yazılmış önemli bir kaynak olarak geçmiş literatüre.¹ (Latin Harfleri ile olmasa da orijinal içeriğin dijital haline ulaşmak isterseniz)

–> Mecmûa-ı Fevâid

Peki Ya Kavuk? 

 

“Günümüzde simge olarak elden ele geçen ve bir sanat dalının sembolü olarak usta çırak ilişkisini gösteren kavuğun bilinen ilk sahibi Kel Hasan’dır. Kel Hasan bu kavuğu Dümbüllü İsmail Efendi’ye vermiştir” diyor Akademisyen Uğur Durmaz makalesinde..  (Geleneksel Türk Tiyatrosunda “Kavuk”: Bir Simgenin İşlevi, Özellikleri, Temsilcileri ve Dünden Bugüne Yolculuğu | Uğur Durmaz | KOÜ Türk Dili ve Edebiyatı)

Aslında Kavuk

Aslında Kavuk bir simge. Üstelik alınan değil; verilen bir simge.. Sanatın devamını gösteren. 

Ustanın çırağını yetiştirdiği, bir nevi Ahilik örneğinde yaşatılan birlik bağlanma geleneği.. 

Verilen unvan; kavuk. Peki verilen başlık? Elden ele geçen başlığın Pişekar Takkesi olduğunu; Kavuk’un Dümbüllü ailesinde kaldığını, biliyor muydunuz? 

 

El öpmek değil, el almak; bunun için bir ömür vermek meselesi..

Kavuk ve Fes’in Yolculuğu..

Kel Hasan Efendi’nin Kavuk ve Fes’i Türk Tiyatro Oyunculuğunun mirası olarak kabul ediliyor.

Fes.. 

Hasan Efendi’den yadigar emanet fes 1968 yılında Dümbüllü tarafından Münir Özkul’a geçiyor. Münir Özkul, Müjdat Gezen’e; Müjdat Hoca Şevket Çoruh’a emanet ediyor geleneksel tiyatronun bu mirasını..

Fes’in son emanetçisi Şevket Çoruh

Ve Kavuğun Emanetçileri Olan Ustalar

Kel Hasan Efendi, İsmail Dümbüllü, (1968) Münir Özkul, (1989) Ferhan Şensoy, (2016) Rasim Öztekin, (2020) Şevket Çoruh..

Kavuğun Son Meddahları

Kavuğun Son Meddahları

Meddahlık ayrı yetenek. Duygu, gönül, zeka, hoş sohbet ve pek çok taklit demek.

Ustasına ve geleneğine; ne sürç-i lisan ettiysek affola temennisi ile Geleneksel Tiyatro ve tüm emekçilerine derin saygı, hürmetle..

Facebook Yorumları