Simi adası ya da Sömbeki. Ege’de minik Yunan adası. Ada sever bir gezgin olarak anlatacağım ilk yer. Simi adasına nasıl gidilir, ne yapılır? Nerede kalınabilir? Nesi meşhur? Bu sorulara yanıt arayalım.

Ben Simi Adasını gördüm ve gezdim. Kalbimin bir yarısı kaldı orada gerçekten. Ben bir ada severim zaten. Sizlere daha önce Abant‘ı yazdım. Sırada olanlarda var elbette. Ama adalarla ilgili özel bir dosya oluşturmalıyım sanırım. İşte Sömbeki de bu ada gezilerinin ilki olsun. Sevgili İlknur’un yazdığı Kocakarı Değil Koca Karia yazısını okuduğumda demiştim “ben burayı biliyorum aşık olmuştum” diye. Tabii ki O da bana “hadi yaz” dedi. Ve işte yazıyorum.

Mevsimin bahara durduğu Mart ayında yazı, mavinin en güzel tonlarını, güneşi özlediyseniz Simi size çok şahane bir hayal kurduracak ve belki planlarınıza dahil olacak.

Simi Adası ya da Sömbeki deyin, fark etmez

Ege’nin Akdeniz’le buluştuğu masmavi sularda bulunur Simi. Yunanistan’a bağlı On İki Adalar’a dahildir. Ama bizim kıyılarımıza o kadar yakın ki neredeyse yüzerek geçersiniz. Datça Limanı’na 8, Bozburun Limanı’na sadece 6,5 km uzaklığında. Bu yakınlığa rağmen biz Rodos gezimizin içinde gitmiştik.

Minicik bir ada aslında toplasan toplasan dağlık düzlük her yeriyle 57 kilometrekarelik bir alan. Ve sadece 2500 kişi yaşıyor. Ama diğer Yunan Adaları gibi ilgi çekici olduğundan yazın özellikle günübirlik ziyaretlerle dolup taşıyor. Simi adını Yunan mitolojisinde tanrıçaların doğum yeri olmaktan alır. Sömbeki ismini ise Osmanlı zamanında burada yapılan sömbek ismindeki ufak teknelerden alır. Ne dediğinizin bir önemi yok yani pastel renkli evleri ile bir yağlı boya tablo gibi büyüler sizi.

Siz adayı Yabancı Damat dizisinden hatırlayabilirsiniz. Yabancı Damat dizisi Yunanistan’da da ilgiyle izlenmiş ve iki ülke halklarının aslında çok yakın olduğunu göstermişti herkese. İşte Simi Adası’nda çekilen bir düğün sahnesi.

Niko, Nazlı’yı Yunan Düğününe Götürüyor!

Adada yaşayan halk genelde balıkçılık yapar ve turizmle ilgilenir. İki küçük limanı var. Biri yerleşim merkezinde, diğeri çok süslü bir manastır. Aralık, ocak ve şubat ayları dışında her zaman gezebilirsiniz bence.

Instagram’da Symi , Simi, Sömbeki

Nasıl gideriz?

Evet duyuyorum sizi. “Çok güzel anlattın ama nasıl gideriz?” dediğinizi duydum. Hemen anlatıyorum. Pasaportunuz olmalı, günübirlik geçiyorsanız en çok 7 güne kadar geçerli olan Kapı Vizesi alabilirsiniz. Zaten limanlarda buna dair bir çok şirket var.

Benim gibi Rodos tatili yapıyorsanız oradan yaklaşık 1 saatlik feribot seferiyle gidebilirsiniz. Ya da Türkiye’den feribotla geçebilirsiniz. Ya da bir tekneniz vardır ve Yunan Adalarına giriş yapabiliyorsunuzdur. Bu daha şahane. Çünkü el değmemiş koylarına gitme imkanı sunar size.

Simi Adası
  • Facebook
  • Twitter
  • Pinterest
  • Gmail
  • LinkedIn

Simi Adası

 

Konaklayabilir miyiz?

Elbette. Ama bir gün yeterli Simi Adası’nı görmek için. Bir masalın içinde birkaç gün geçirmek istiyorum derseniz, işte size birkaç seçenek.

Kalınacak yerler

Ada küçük. Yürüyerek merkezi gezebilirsiniz. Ancak uzaktaki plajlara, eski yerleşim yerlerine ya da manastıra gitmek istiyorsanız taksi kullanabilirsiniz. Araç kiralayabilirsiniz. Hatta motor en iyi seçim olabilir. Ya da limandaki küçük tekneleri kullanabilirsiniz.

Ne yaparız oralarda?

Limanda iner inmez sizi hediyelik eşya satıcıları karşılıyor. Ama adada yaşamanın rahatlığı sanırım. Kimse sizi bir şeyler almanız için taciz etmiyor. Asla. Sonra sıra sıra minik kafeler başlıyor. Nasıl şirinler anlatamam. Oturup Frappe içebilirsiniz. İçerilere girdikçe leziz mezeler ve deniz ürünleriyle klasik Yunan lokantaları, tavernaları başlıyor. Ben gittiğim dönemde döviz farkı bu kadar açık olmadığından Türkiye sahillerinde kişi başı ödediğiniz bir sofraya üç kişi doyuyordunuz hem de parmaklarınızı yiyerek. İşte burada da en iyi restoranlarını bulabilirsiniz.

Restoran önerileri

Gelelim gezilecek yerlere…

Önce sizi bir saat kulesi karşılıyor. 1881 yılında inşa edilmiş, çok da büyülemiyor ama sizi karşılayan o saat kulesi.

Ve gezmeniz gereken bir başka bölgesi 600 basamakla çıkılan “Doğru Yol”.  Liman ile daha yukarılarda bulunan Chorio Bölgesi’ni birleştiren pastel renklerle dolu bu yol. Kali Strata aslında adı. Meis adasının fotoğraflarından hatırlayacağınız o pastel renkli evler sıralanmış bu yolda da. Ancak Meis’te sadece liman üzerinde tek sıra halinde dizilmişken Simi’de tepelere doğru yüzlercesini göreceksiniz. Her ev mutlaka her ilkbaharda boyanır. Ne güzel bir duyarlılık. Adayı çekici kılan da tertemiz, hiç bozulmamış görünen hali zaten.

Simi Adası'ndan
  • Facebook
  • Twitter
  • Pinterest
  • Gmail
  • LinkedIn

Simi Adası’ndan

Ve o uzun merdivenler tükendiğinde siz de tükenmiş oluyorsunuz. Ama orada sizi bir kale bekliyor. Manzarası müthiş ancak kaleden geriye çok da bir şey kalmamış durumda. 15.yüzyılda St John Şövalyeleri tarafından inşa edilmiş.

Kalenin hemen yanında küçük bir kilise var. Megali Panagia Kilisesi ancak genelde kapalı olduğundan gezememiştik. 

Bu bölgeyi gezerken bol suyunuz, rahat ayakkabılarınız ve tabii ki fotoğraf makineniz mutlaka olmalı. Güneş kreminizi sürmeyi unutmayın. Şapka takın mümkünse.

Symi
  • Facebook
  • Twitter
  • Pinterest
  • Gmail
  • LinkedIn

Symi

Bundan sonrasını bir vasıta bulup gezebilirsiniz. Gideceğiniz ve bence görülmesi gereken yer Panormitis Manastırı. Çok süslü bir manastır. Merdivenlerden çıkıp gösterişli kapısından girdiğinizde fresklerle süslenmiş bir avluya giriyorsunuz. Bazılarına göre çok da görülesi gelmeyebilir ancak adanın genel görünüşüne göre biraz fazla. İçinde minik bir kütüphane de barındırıyor.

Panormitis Manastırı
  • Facebook
  • Twitter
  • Pinterest
  • Gmail
  • LinkedIn

Panormitis Manastırı – Kaynak: greeka.com

Ve tabii ki plajlar… Nimborio, Agia Marina, Pedi, Agios Nikolaos, Agios Georgios Dysalonas, Nanou ve Marathounda en iyileriymiş. Ben feribotla geçerken görebildim sadece.

Hepsi bu kadar. Yani aslında güzel bir planlama ve iyi bir kondisyonla bir gün içerisinde bitirebilirsiniz.

 

 

 

 

Simi Adası bende neler bıraktı?

Sömbeki ya da Simi Adası benim için çok güzeldi. Çok sevdim gerçekten. Dediğim gibi ada severim. İki anım var, anlatmak istediğim.

Birinci anım şöyle. Merkezde şirin mavi boyalı sandalyelerde frappemizi yudumlayarak etrafı seyre daldığımızda bir din adamını gördüm. Göğsünde kocaman metal bir haç bulunan siyah kıyafetler içindeydi. Sonra biz adayı biraz gezdik, alışveriş yaptık. Feribotumuza geri döndük. Panormitis Limanı’na geçtik. Manastırı gezecektik ve ne şans ki bir düğün vardı. Aa! O da ne az önce kafede gördüğüm papaz bu kez bembeyaz süslü işlemeli kıyafetler ve taşlarla bezenmiş haçı ile nikah kıyıyordu. Feribotla geçtiğimiz için yol da görmemiştim nasıl bizden önce gitmiş olabilir diye düşünürken bizim papaz süslü kıyafetlerinden sıyrılmış motoruyla önümüzden geçiverdi.

Simi Adası - Manastırdan
  • Facebook
  • Twitter
  • Pinterest
  • Gmail
  • LinkedIn

Simi Adası – Manastırdan

Ve diğeri.  Panormitis Manastırı önündeki küçük limanda indiğimizde bizi karşılayan balıkçılar ve iki balıkçının oynadığı tavla oldu. Aynı bizim gibi. Yakanın karşısında mesela Bozburun’da da iki balıkçı yaklaşık aynı kıyafetlerle ve o yıpranan ellerle şakalaşarak tavla oynuyorlardı. O kadar benziyorduk ki birbirimize. Savaşlar, politikalar ne derse dersin yeryüzündeki tüm halklar kardeş!

Lafı fazla uzatmadan artık bitireyim. Umarım bir gün tekrar gider ve herkesten uzakta üç gün sessiz, sakin, yavaş bir nefes alabilirim.

Tatil planlarınız her daim mutluluk getirsin size de…

 

Facebook Yorumları